Anasayfa İletişim Arama

http://www.kasko.web.tr/

Türkiye'nin Sigorta Marketi - Web'de Kasko, Kasko Web. Kasko, Trafik Sigortası En Uygun Teklifler Burada...

Araba

Üye/Acente Girişi

Email:
Sifre:

  • Ücretsiz Kayıt Ol
  • Şifremi Unuttum

  • Yetkili Acente Başvurusu

  • Menü


    Site İçinde Arama


    Linkler






      Follow kaskosigorta on Twitter
    Kasko ve Trafik Sigortasında Tüm Türkiyedeki Sigorta Acentelerinden En Uygun, En Ucuz ve En Kapsamlı Poliçeyi Almak İçin Yüzlerce Yetkili Acentesi İle Hizmetinizde.
    Sigorta Haberleri :: Güncel

    Trafik branşında sektör kaybedecek

    Trafik sigortasında serbest tarife döneminde büyük bir rekabetin başladığını belirten Koçak, acentelerin ciddi gelir kaybına uğradığını ve prim farklılıklarını da müşterilerine anlatmakta zorlandıklarını söyledi.



    Trafik sigortası branşında tam serbest tarife dönemiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Işık Sigorta Genel Müdürü Recep Koçak, yeni dönemde hem şirketlerin hem de acentelerin kaybı olduğunu vurgulayarak, fiyat rekabetinin inanılmaz boyutlara ulaştığını söyledi. Koçak, müşteriye iyi hizmet vermek için öncelikle şirketin ayakta kalabilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    1 Temmuz'da trafik sigortalarında serbest tarifeye geçildi. Serbest tarifeyle ne gibi değişiklik oldu?

    Malumunuz trafik sigortası, üçüncü kişilere verilecek zararlara karşı aracın işletenini koruma altına alan ve yaptırılması zorunlu olan sigorta türlerinden biridir. 1 Temmuz'a kadar, trafik sigortalarında araç türü bazında sigortalılardan (işletenden) alınacak primler ve verilecek teminatlar (sigorta bedelleri) Hazine Müsteşarlığı tarafından tespit ediliyordu. 1 Temmuz'dan itibaren ise verilecek teminatları yine Hazine Müsteşarlığı belirlemiş, ancak sigortalılardan alınacak primlerin tespitini sigorta şirketlerine bırakmıştır. Diğer bir ifade ile, sigorta şirketleri trafik sigortası primlerini serbestçe belirleyebilecekler.

    Serbest tarifeye geçme ihtiyacı nereden doğdu?

    Burada iki önemli faktör var. Birincisi, Hazine Müsteşarlığı'nın, Avrupa Birliği uyum sürecinde birkaç yıldır yapmaya çalıştığı yeni düzenlemeler. Avrupa Birliği'nin birçok ülkesinde trafik sigortası primleri sigorta şirketlerince serbestçe belirlenebiliyor. Verilen teminatlar ise bir kısım ülkelerde unlimited yani limitsiz uygulanmakta. İkinci önemli faktör ise, bir kısım şirketlerin serbest tarifeye geçme konusundaki ısrarlarıdır. Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde hasar/prim oranının yüksek olması nedeniyle sigorta şirketleri bu şehirlerde trafik sigortasında uzun yıllardır zarar etmekteler. Bir kısım şirketler, zarar edilen büyük şehirlerde primlerin yükseltilmesi gerektiğini, Müsteşarlığın belirlediği primlerle -ki birçok dönem verilen teminatlardaki artış primlerdeki artışlardan çok daha fazla olmuştur- çalışmaya devam edilmesi halinde mevcut zararların daha da büyüyeceğini, bu nedenle de sigorta primlerinin tespitinin Hazine Müsteşarlığı yerine sigorta şirketlerine bırakılmasını istediler. Bu serzenişler de serbest tarifeye geçişi hızlandırdı.

    Uygulamaya geçiş nasıl oldu?

    Serbest tarifeye geçilirken en büyük endişemiz, kasko branşında yaşanan ve birçok şirketin çok ciddi zarar etmesine neden olan (2006 yılı kasko teknik zararı 250 milyon YTL) yakıcı rekabetin bu branşta da devam etmesi idi. Bu endişeyi benim de içinde bulunduğum birçok sektör yöneticisi defalarca dile getirmiştir. Maalesef korkulan oldu ve bir kısım şirketler geçmiş yıllarda yaşananlardan ders almamışçasına birçok ilde inanılmaz fiyatlar uygulamaya başladılar. TSRŞB tarafından hazırlanan ve Hazine Müsteşarlığınca da uygun görülen tavsiye niteliğindeki Rehber Tarifeye ne yazık ki çok az şirket uydu.
    En çok şikâyet edilen ve zarar edilen İstanbul'da dahi, sigorta şirketlerinin bir kısmı sanki bugüne kadar İstanbul'da hiç zarar etmemişler tavrıyla hareket edip primlerini belirlediler. Haziran ayında uygulanan tarifeye göre verilen teminatlar %25 artırılmış olmasına rağmen, rehber tarifede 4'üncü basamaktaki hususi oto için belirlenen 221 YTL prim yerine 180 YTL prim almaya başladılar. Üstelik teknik kârlılığı olan ve hasar/prim oranı düşük olan büyük şehirler dışındaki Anadolu illerinde rehber tarifede primler düşürülmüşken, rehber tarifenin de altına inen şirketler oldu. 1 Temmuz'dan önce 140-160 YTL'den satılan poliçeler kimi illerde rehber tarifede 100 YTL'ye indirildi. Zaten bu indirimle sigorta şirketleri kâr elde ettikleri yerlerde de kârlarını düşürmüş oldular. Kimi şirketlere bu indirim yeterli gelmemiş olmalı ki, 100 YTL'nin çok çok altında da poliçe satmaya başladılar. Sanırım bu şirketler çok iyi seleksiyon yapıyorlar ve bu nedenle de portföy yapıları çok kârlı. Sigorta şirketlerinin Mart 2008 itibariyle trafik branşındaki teknik zararı 148 milyon YTL. Üstelik ilk defa bu yıl uygulanmaya başlanan Aktüeryal Zincir Merdiven Metodunda bulunan rakamın bu yıl %80'i dikkate alındı. 2009'un başından itibaren bu oranın %100 olarak dikkate alınacağı düşünüldüğünde sigorta şirketlerinin trafik branşlarında zararlarının çok daha fazla olacağı aşikâr. Diğer taraftan trafik kazalarında belirli haller dışında trafik polislerinin kaza tespit tutanağını düzenlememesi de sahte hasarları artıracağından sigorta şirketlerinin hem kasko hem de trafikteki hasar maliyetleri de minimum %10 artacaktır. Tüm bu unsurların bilinmesine rağmen, sigorta şirketlerinin zarar edileceği baştan belli olan primlerle poliçe kesmeleri akıl kârı değil. İnsanın inanası gelmiyor. Bu nereye kadar devam edecek? Üstelik hem zarar ediyoruz, bırakın primleri biz belirleyelim diye serzenişte bulunacaksınız sonra da rehber tarifenin çok altında bir primle poliçe satacaksınız?

    Neticede primlerin düşmesi ile vatandaşlarımız daha ucuza poliçe almış olmuyorlar mı?

    Bu arada şunun da altını çizmek isterim ki vatandaşa pahalı poliçe satmaya çalışalım diye bir düşüncemiz yok. Elbette ki düşük primlerle poliçe satılması vatandaşın lehine bir uygulama. Ancak, burada sigorta şirketlerini ve bu sektörün en fazla sıkıntısını çeken acentelerimizi de düşünmek zorundayız. Bu şirketler kamu hizmeti vermek için kurulmuş şirketler değiller. Sigortalıya daha iyi hizmet verilebilmesi için sigorta şirketlerinin ve acentelerin de kazanabilmesi ve ayakta durabilmesi gerekir. Geçmişte kapanan şirketler dolaysıyla vatandaşlarımızın ne gibi sıkıntılar çektiği herkesin malumu. Serbest tarifeye geçişte en çok kaybeden sigorta şirketleri ve acenteler olacaktır. Temmuz ve ağustos ayı içerisinde arkadaşlarımızla birlikte Anadolu'nun birçok ilinde acentelerimizi ziyaret ettik. Acenteler yeni tarifelerdeki uygulamalar nedeniyle çok zor durumdalar ve uygulamadan inanılmaz rahatsızlar. İnanın vatandaşlar bile uygulanan fiyatlar nedeniyle çok şaşkın durumdalar. Neredeyse %50 prim farkı olan poliçelerle karşılaşıyorlar ve bu prim farklarına anlam veremiyorlar. 3-5 liranın hesabını yapmak zorunda kalan Anadolu insanı, elinde poliçe acente acente dolaşıyor. Acentelerimiz de prim farklılıklarını izah etmekte zorlanıyorlar. Sonuçta ne oluyor? Vatandaşın gözünde sigorta şirketlerinin itibarı, güvenirliliği zedeleniyor. Ve yüksek primli poliçe satan acente ve şirketin, kendilerini kandırdığını ve sömürdüğünü düşünüyor. Acenteler prim farklılıklarını izah etmekte zorlandıkları gibi düşen komisyonlarla faaliyetlerini nasıl yürüteceklerini kara kara düşünüyorlar.

    Acentelerin komisyon gelirleri düşecek mi diyorsunuz?

    Evet, bakın 1998 yılında 37,5 dolar karşılığında satılan her bir poliçe için acenteler 3,75 dolar komisyon geliri elde etmekte idi. Haziran 2008 tarihinde yaklaşık 90 dolar karşılığında satılan bir poliçe karşılığında acenteler 15,3 dolar komisyon geliri elde ediyordu. Yani acenteler poliçe başına gelirlerini 10 yılda dolar bazında 4 katına çıkartmıştı. 1 Temmuz 2008'de yeni başlayan tam serbest dönemde ise, taşrada hususi oto için satılan her bir poliçenin ortalama satış fiyatı 52 dolar civarında ve acente komisyonu ortalama 5,2-8,9 dolar aralığındadır. Bu da gösteriyor ki acenteler gelirlerinin neredeyse % 65'ini kaybetmiş durumdalar. Artık acenteler müşterilerine aynı hizmeti % 65 daha az gelir ile vermeye çalışacaklar. 1998 yılında acente ortalama komisyon geliri 1.200 dolar, Haziran 2008 döneminde ortalama acente trafik sigortası komisyon geliri 9.470 dolar, 1 Temmuz sonrası ise ortalama acente komisyon geliri 3.218 dolardır. 1998 yılında acentelerin müşterilerine vermiş olduğu hizmetin kalitesi ve maliyeti ile 2008 yılında müşteri beklentilerine cevap verebilecek hizmetin kalitesi ve maliyetini kıyasladığımızda acentelerin işi oldukça güçleşmiştir. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, tüketicilerin uygun prime sigorta hizmeti satın alacakları kesin fakat bunun karşılığında hem acentelerden hem de şirketlerden alacağı hizmetin kalitesi konusunda soru işaretleri olacaktır.

    Işık Sigorta olarak ne gibi fiyat politikası belirlediniz?

    Işık Sigorta olarak rehber tarifeye uymaya çalıştık. Zira biliyoruz ki rehber tarifeden uzaklaştığımız ölçüde teknik kârlılığı yakalamakta da zorlanacağız. Temmuz ayında portföy kaybımız fazla olmadı. Zira vatandaşlarımız temmuz ayında sigorta şirketlerinin trafik poliçelerinde farklı primlerle poliçe sattıklarının farkında değildiler. Ağustos ayında sigorta şirketleri arasındaki prim farklılıklarını öğrenmeye başladı ve ağustos ayında çok ciddi portföy kaybı yaşadık. 1 Ekim'de tarifelerde değişiklik yapılabilecek. Şu anda yeni tarife üzerinde hazırlıklarımız devam ediyor. Şirket olarak fiyat rekabetine girmek istemiyoruz. Vereceğimiz hizmeti ön plana çıkarmaya çalışıyoruz. Açıkçası ne sigortalılarımızın zarar görmesini istiyoruz, ne üçüncü şahısların ne sermayedarımızın ve ne de acentelerimizin...

     


    2008-09-20 23:45:55
    Sigortacı Gazetesi (764)


    Haber Kategorileri
    Acente Haberleri | Basın Bildirileri | Bilgi Merkezi | Ekonomi | Güncel | Kasko Haberleri | Sigorta Şirketlerinden | Trafik Sigortası Haberleri | Videolar |




    Webde Kasko, Kasko Web