Anasayfa İletişim Arama

http://www.kasko.web.tr/

Türkiye'nin Sigorta Marketi - Web'de Kasko, Kasko Web. Kasko, Trafik Sigortası En Uygun Teklifler Burada...

Araba

Üye/Acente Girişi

Email:
Sifre:

  • Ücretsiz Kayıt Ol
  • Şifremi Unuttum

  • Yetkili Acente Başvurusu

  • Menü


    Site İçinde Arama


    Linkler






      Follow kaskosigorta on Twitter
    Kasko ve Trafik Sigortasında Tüm Türkiyedeki Sigorta Acentelerinden En Uygun, En Ucuz ve En Kapsamlı Poliçeyi Almak İçin Yüzlerce Yetkili Acentesi İle Hizmetinizde.
    Sigorta Haberleri :: Güncel

    TEMİNAT KAPSAMI GENİŞLEYEN DASK’A TALEP ARTACAK

    Kat irtifakından kat mülkiyetine geçişte Zorunlu Deprem Sigortası poliçesi aranmaya başlamasıyla büyüme oranı yüzde 70’e ulaşan DASK, bu poliçeye yeni teminatlar ekliyor. Meclis Komisyonu’nda yasalaşmayı bekleyen DASK Mevzuat Tasarısı kabul edildiğinde, DASK’a olan ilginin daha da artması bekleniyor.



    Bundan 10 sene önce meydana gelen büyük Marmara depreminin ardından, 2000 yılında kurulan Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK) 9 yıllık faaliyeti sonrasında Zorunlu Deprem Sigortası poliçe sayısı 3 milyon 500 bine ulaştı. DASK, 2000 yılından bu yana gerçekleşen ve konutlarda çeşitli düzeylerde hasara yol açan 252 depremde 10 bin 489 konuta toplam 19,8 milyon TL hasar ödemesi yaptı. Bu ödemelerin yüzde 97’sini ise kısmi hasar ödemeleri oluşturuyor. DASK’ın kısa vadedeki hedefi ise 2010 yılı sonunda 5 milyon konutu sigortalamak.

    YÜZDE 70 BÜYÜME ORANI
    Zorunlu Deprem Sigortası, 2008 yılında yüzde 10’luk bir büyüme göstererek, krize rağmen büyüyen sigorta branşları arasındaki yerini aldı. Ancak bu sigortadaki asıl büyük artış kat irtifakından kat mülkiyetine geçişte Zorunlu Deprem Sigortası poliçesinin aranmaya başlamasıyla yaşandı. Kat mülkiyetine geçişteki bu zorunlulukla birlikte Zorunlu Deprem Sigortası’ndaki büyüme oranı yüzde 70’lere kadar ulaştı. 5711 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 1’inci maddesinde yer alan bu düzenlemeyle birlikte, sistemin uygulamaya geçtiği tarihten bu yana en yüksek poliçe sayısına ulaşılmış oldu. Ancak temmuz ayında Resmi Gazete’de yayımlanan 5912 sayılı Kanun ile birlikte Kat Mülkiyeti Kanunu’nda tekrar değişikliğe gidildi ve Zorunlu Deprem Sigortası aranmasıyla ilgili değişiklikle, son aylarda yakalanan yükselme trendi yavaşlama sürecine girdi.

    DENETİM MEKANİZMALARI ARTTIRILACAK
    Marmara Depremi’nin üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen ülkemizde henüz Afet Sigortaları Kanunu yasalaşmadı. Tapu işlemleri dışında bir denetim mekanizması oluşturulmadı ve zorunlu olmasına rağmen ZDS yaptırmayan yükümlüler için herhangi bir cezai yaptırım uygulanmadı. Şu an Meclis Komisyonu’nda olan DASK Mevzuat Tasarısı ile Zorunlu Deprem Sigortası’na ilişkin tapu işlemleri haricinde de denetim mekanizmaları oluşturulması söz konusu. Tasarının yasalaşması halinde ZDS kapsamına giren binalar ve bağımsız bölümlerle ilgili malikler ile intifa hakkı sahipleri tarafından yaptırılan su ve elektrik abonelik işlemlerinde ve bu hizmetlerin temini süresince Zorunlu Deprem Sigortası yaptırılma şartı getirilecek. Ancak tasarıda bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde uygulanacak herhangi bir ceza maddesi yer almıyor.

    CEZAİ YAPTIRIM GEREKİYOR
    DASK’ın 9 sene içinde kat ettiği yolu, DASK’taki sigortalılık oranını ve DASK Mevzuat Tasarısı’nı sektör temsilcileriyle konuştuk. Sorularımıza yanıt veren sektör temsilcileri, Zorunlu Deprem Sigortası’ndaki denetim mekanizmalarının arttırılması konusunda hemfikir. DASK’ın kamu-özel sektör işbirliği açısından dünyada örnek bir uygulama olduğundan söz eden yetkililer, zorunlu trafik sigortasında olduğu gibi DASK’taki sigortalılık oranının da yüzde 90’lara çıkartılması için sigorta bilincinin arttırılması gerektiği görüşündeler. Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız TSRŞB Genel Sekreteri Erhan Tunçay, DASK Mevzuat Tasarısı’nın yasalaşması halinde hükümlerin istisnasız uygulanması gerektiğini ifade etti. Sistemin düzgün işlemesi için denetleme ve ceza mekanizmalarının arttırılması gerektiğini kaydeden Tunçay, tasarıya ceza maddeleri eklenmesi gerektiğini söyledi. DASK Yönetim Kurulu Başkanı İdris Serdar ise, Zorunlu Deprem Sigortası’nda cezai yaptırım olmamasının büyük bir eksiklik olmadığına işaret etti ve “Cezai yaptırımdan ziyade denetime ve bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık verilmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi. Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, ZDS poliçelerine eklenmesi düşünülen teminatların sigorta şirketlerinin portföylerinde kopmalara neden olabileceğini söylerken, Güneş Sigorta Genel Müdürü İlker Aycı, DASK’taki artışın konut sigortaları satışlarına etki etmeyeceği görüşünde olduğunu ifade etti. Allianz Sigorta Bireysel Sigortalar Direktörü Ömür Şengün ve Aksigorta Bireysel Sigortalardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ali Doğdu, DASK’taki gelişmelerin konut sigortası poliçe adetlerine de olumlu katkıda bulunacağını söyledi. Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Başak Groupama Sigorta Oto ve Bireysel Underwriting Müdürü Sadık Yüksel ise “ZDS satışlarındaki artış, konut sahiplerinin sigortaya olan ilgisini ve inancını kuvvetlendirecektir” dedi. Ankara Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Enis Basım ve Türk Nippon Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Dr. E. Baturalp Pamukçu da, tasarıda yer alan ek teminatların ve getirilecek zorunlulukların poliçe satışlarına olumlu katkı sağlayacağı yönünde görüş bildirdi. HDI Sigorta Yangın Sigortaları Müdürü Hacer Özeren, DASK Mevzuatı’nın olumlu katkılarını görebilmek için sistemin çok iyi kurulması gerektiğini ifade ederken, Generali Sigorta Yangın Sigortaları Müdürü Sibel Tekin, DASK poliçelerinin çok daha cazip hale geleceğini söyledi. Birlik Sigorta Teknik ve Reasürans Departmanı Müdürü Güliz Türker ise, “Sigorta şirketleri ve aracılar her bir DASK poliçesi için aynı zamanda bir konut sigortası poliçesi üretimini sağlamalı” diye konuştu.

    *********

    TSRŞB Genel Sekreteri Erhan Tunçay:

    Tasarıya ceza maddeleri eklenmeli

    Tunçay, çıkartılacak Afet Sigortaları Yasası’nın beklenen olumlu katkıyı yapmasının hükümlerin istisnasız olarak uygulanmasıyla ve zorunlu deprem sigortası yaptırmakla yükümlü olup bu sigortayı yaptırmayanlar için tasarıya eklenecek ceza maddeleri ile mümkün olabileceğini söyledi.
    *******

    TSRŞB Genel Sekreteri Erhan Tunçay, 28.11.2007 tarih ve 26714 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “5711 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”da yer alan bazı düzenlemelerin kamuoyu gündemini uzunca bir süre meşgul ettiğini söyledi. “Özellikle Kanun’un 14’üncü maddesinde yapılan değişiklikle yapıları tamamlanmış olan kat irtifaklı ana gayrimenkulde, yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarihten itibaren bir yıl içinde kat mülkiyetine geçilmesi zorunluluğunun getirilmesi ve bu zorunluluğa uymayanlar için idari para cezası uygulanması kamuoyunun dikkatini çekmiştir” diyen Tunçay, zorunlu deprem sigortası poliçelerindeki asıl artışa neden olan hükmün ise 5711 sayılı Kanun’un Geçici 1’inci maddesinde yer alan düzenleme ile olduğunu ifade etti. Tunçay şöyle devam etti: “Bu maddede yer alan düzenlemeyle değişikliklerin yürürlüğe girdiği 14.11.2007 tarihinde kat irtifakı olan ve yapı kullanma izin belgesine sahip gayrimenkuller için değişiklikleri içeren kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren iki yıl içerisinde kat mülkiyetine geçiş zorunluluğu getirilmiştir. Yapılan bu düzenlemenin kamuoyu tarafından öğrenilmesi ile birlikte zorunlu deprem sigortası poliçe sayısında bir artış gerçekleşmiş ve sistemin uygulamaya geçtiği tarihten itibaren en yüksek poliçe sayısına ulaşılmıştır. Ancak 07.07.2009 tarih ve 27281 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5912 sayılı Kanun ile Kat Mülkiyeti Kanunu’nda tekrar değişikliğe gidilmiş ve yukarıda belirtilen maddeler değiştirilerek yapının tamamlanmasından sonra kat irtifakının kat mülkiyetine çevrilmesi, kat irtifakının tesciline ait resmi senede ve 12. maddede yazılı belgelere dayalı olarak, yetkili idarece yapı kullanma izin belgesinin verildiği tarihten itibaren altmış gün içinde ilgili tapu idaresine gönderilmesi üzerine resen yapılacağı hükme bağlanmıştır. Geçici 1’inci maddede de yeni bir düzenleme yapılarak kanunun yürürlüğe girmesinden önce kat irtifakı kurulmuş ve üzerindeki yapılar tamamlanıp, yapı kullanma izin belgesi alınmış yapılarda, kat irtifakına sahip ortak maliklerden birinin başvurusu veya yapı kullanma izin belgesinin yetkili idarece tapu idaresine gönderilmesi üzerine zorunlu deprem sigortası poliçesi dahil başkaca hiçbir belge aranmaksızın kat mülkiyetine resen geçileceği hükme bağlanmıştır. Yapılan bu değişikliklerle zorunlu deprem sigortası poliçelerinde Nisan-Mayıs-Haziran 2009 aylarında yakalanan yükselme trendi ne yazık ki yavaşlama sürecine girmiştir.”

    ‘DENETİM VE CEZALAR ARTTIRILMALI’
    Zorunlu deprem sigortası poliçe sayısında ulaşılan sigortalılık oranının, arzu edilen düzeyde olmadığını vurgulayan Tunçay, “Bunun en önemli sebepleri arasında, devletin afet konutu yapma geleneğini devam ettirmesi, risklere karşı sigorta yapma alışkanlığının özellikle bazı bölgelerde ve düşük gelirli gruplarda düşük olması ve sigorta bilincinin artırılması yönündeki çabaların yetersiz kalması sayılabilir” dedi. Ülkemiz topraklarının yüzde 96’sı, ülke nüfusunun ise yüzde 98’inin farklı derecelerde deprem riskiyle karşı karşıya olduğunu kaydeden Tunçay şöyle devam etti: “Bu gerçekle 1999 yılında meydana gelen iki büyük deprem felaketi ile daha net yüz yüze gelinmiş ve 587 sayılı KHK ile zorunlu deprem sigortası sistemi kurulmuştur. Ancak geçen 10 yıllık süreye rağmen ülkemizde halen Afet Sigortaları Kanunu yasalaşamamış, yükümlüleri sigorta yapmaya teşvik için tapu işlemleri dışında gerekli denetim mekanizmaları oluşturulamamış ve sistem KHK ile kurulduğu için bu sigortayı yaptırmayanlar için herhangi bir müeyyide de getirilmemiştir. Diğer taraftan zorunlu trafik sigortası uygulaması incelendiğinde bu sigortanın kanuni dayanağı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’dur ve bu sigortaya sahip olmayan araçlar trafikten men edilmektedir. Trafik sigortasında olduğu gibi kanunla ihdas edilmiş birçok zorunlu sigortada faaliyete izin vermeme veya faaliyetten men gibi benzer yaptırımlar bulunmaktadır. Zorunlu deprem sigortasında da istenilen sigortalılık oranlarına ulaşabilmek için bilinçlendirme kampanyaları yanında etkin bir denetim mekanizması ile birlikte sigorta yaptırmayan yükümlülere yönelik cezai hükümlerin getirilmesi gerektiği düşünülmektedir.”

    587 sayılı KHK’nın yayımlandığı tarihten bugüne kadar geçen süre içerisinde ülkemizin ciddi deprem riskiyle karşı karşıya bulunmasına rağmen yasal bir düzenlemenin hayata geçirilemediğini belirten Tunçay, "Tasarı ile zorunlu deprem sigortasına ilişkin tapu işlemleri haricinde ilave denetim mekanizmaları oluşturuldu. Zorunlu deprem sigortasının kapsamına giren binalar ve bağımsız bölümlerle ilgili olarak malikler veya intifa hakkı sahipleri tarafından yaptırılan su ve elektrik abonelik işlemlerinde ve bu hizmetlerin temini süresince zorunlu deprem sigortası yaptırılma şartı getirildi. Ancak bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde uygulanacak herhangi bir ceza maddesi tasarıda yer almamaktadır” dedi. Tasarının 16’ncı maddesiyle de 587 sayılı KHK’da yer alan hükmün korunduğunu ve 7269 Sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’un 29’uncu maddesine fıkra eklendiğini söyleyen Tunçay, “Devletin konut kredisi açma ve bina yaptırma yükümlülüğünün zorunlu deprem sigortası yaptırılmamış olmasının tespit edilmesiyle ortadan kalkacağı hükme bağlanmıştır” şeklinde konuştu.
    Tunçay, çıkartılacak Afet Sigortaları Yasası’nın beklenen olumlu katkıyı yapmasının belirtilen bu hükümlerin istisnasız olarak uygulanmasıyla ve zorunlu deprem sigortası yaptırmakla yükümlü olup bu sigortayı yaptırmayanlar için tasarıya eklenecek ceza maddeleri ile mümkün olabileceğini ekledi.

    ‘KONUT SİGORTALARINA DİREKT KATKI SAĞLAMAZ’
    Zorunlu deprem sigortası ile amaçlanan hedeflerden bir tanesinin de toplumdaki sigorta bilincinin gelişmesine katkıda bulunmak olduğunu ifade eden Tunçay, sistem sayesinde toplumun daha önce sigorta olgusuyla karşılaşmamış bireylerine de ulaşılmasının hedeflendiğini söyledi. Tunçay konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bu kapsamda zorunlu deprem sigortası uygulamasından önce de ülkemizde ihtiyari deprem sigortası olmasına karşılık 1999 yılında ve öncesinde toplam sigortalanabilir konut stokunun ancak yüzde 5’i için sigorta yaptırıldığı dikkate alındığında zorunlu deprem sigortasında yüzde 20-25’lik sigortalılık oranına ulaşılması azımsanmayacak bir ilerleme olarak kabul edilebilir. Ancak 31.12.2000 tarihinde sivil rizikolar için düzenlenen yangın sigortası poliçe sayısı 993.739 iken 31.12.2008 tarihinde bu rakamın 1.864.128’e ulaştığı görülmektedir. Bu nedenle zorunlu deprem sigortası poliçesi satışlarının konut sigortası satışlarını bir miktar artırabileceği düşünülmekle birlikte direkt olarak katkı yapacağını söylemek pek gerçekçi olmayacaktır.”


    Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) Yönetim Kurulu Başkanı İdris Serdar:

    Denetim ve bilinçlendirme cezadan daha önemli

    Zorunlu deprem sigortasında cezai yaptırım olmamasını büyük bir eksiklik olarak görmediklerini söyleyen İdris Serdar, “Cezai yaptırımdan ziyade denetime ve bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık verilmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi.
    *****

    Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) Yönetim Kurulu Başkanı İdris Serdar, kat irtifakından kat mülkiyetine geçişi düzenleyen yasa ile birlikte zorunlu deprem sigortası poliçesinin geçiş işlemlerinde aranan belgeler arasına girdiğini ifade etti. Bu durumun, zorunlu deprem sigortası poliçelerinde ciddi bir artışı da beraberinde getirdiğine değinen Serdar şunları söyledi: “Ancak bu artışı sadece zorunluluğa bağlamak tablonun tamamını görmek açısından yeterli olmayabilir. Zorunlu deprem sigortası 2008 yılında yüzde 10’luk poliçe artışıyla finansal krize rağmen büyüyen sigorta branşları arasındaki yerini aldı. Kat irtifakından kat mülkiyetine geçişte zorunlu deprem sigortası poliçesi aranmaya başlanması ile birlikte de bu büyüme oranı yüzde 70’lere kadar çıktı. Bugün ise indirim kampanyalarımız ve halkımızı deprem ve deprem sigortası konusunda bilinçlendirmeye yönelik yoğun iletişim çalışmalarımız sayesinde büyümemizi sürdürüyoruz. Bugün itibariyle zorunlu deprem sigortası poliçe sayısı 3 milyon 500 bine ulaştı. Net istatistikî verilere ulaşmak zor olmakla birlikte Türkiye’de zorunlu deprem sigortası kapsamına giren konut sayısının yaklaşık 13 milyon olduğu tahmin ediliyor. Bu da zorunlu deprem sigortası kapsamına giren konutların yüzde 26’sına ulaştığımızı gösteriyor.”

    19,8 MİLYON TL HASAR ÖDEMESİ YAPILDI
    DASK’ın 9 yılda kaydettiği bu artışı oldukça önemli bulmakla beraber, yeterli görmediklerini belirten Serdar, “Dolayısıyla hâlâ kat edecek uzun bir yolumuz olduğunu düşünüyoruz. Çünkü yüzde 98'i farklı oranlarda deprem riski taşıyan topraklarda yaşıyoruz. Kısa vadedeki hedefimiz, 2010 sonunda 5 milyon konutu sigortalı kılmak” dedi. Zorunlu deprem sigortasındaki büyüme trendini korumak, hatta büyümeye ivme kazandırmak için deprem sigortasının her bütçeye uygun bir sigorta türü olduğunun altını da önemle çizdiklerini kaydeden Serdar, şöyle devam etti: “Örneğin birinci derece deprem bölgesinde yer alan 100 metrekarelik betonarme bir konutun yıllık primi yalnızca 131 TL. Yani bu konutu güvenceye almanın bedeli aylık yaklaşık 10 TL, günlük ise sadece 36 kuruş. Ayrıca 2009 başında yürürlüğe giren tarife ile zorunlu deprem sigortasında maksimum sigorta bedelini 140 bin TL’ye yükselttik; minimum primi de 30 TL’den 25 TL’ye indirdik. Grup poliçelerde, yani siteler ve apartmanlar için yapılacak toplu başvurularda yüzde 10 olan indirim oranını yüzde 20'ye çıkardık. Poliçelerin yıllık yenilemelerinde de yüzde 20 indirim fırsatı sunuyoruz. Böylece sunduğumuz toplam indirim fırsatı yüzde 40’a varıyor. Zorunlu deprem sigortası ile ilgili yanlış algıyı gidermek için şunu da önemle vurguluyoruz: DASK, zorunlu deprem sigortası poliçesi sahibi olan ve depremden irili ufaklı zarar gören tüm konutların masraflarını karşılıyor. DASK, 2000 yılından bu yana gerçekleşen ve konutlarda çeşitli düzeylerde hasara yol açan 252 depremde 10 bin 489 konuta toplam 19,8 milyon TL hasar ödemesi yaptı. Bu ödemelerin yüzde 97’sini ise kısmi hasar ödemeleri oluşturuyor. Yani ZDS tazminat ödemesi için konutun yıkılmasını şart koşmuyor, küçük hasarları da karşılıyor.”

    Bu bilgileri Türk halkıyla tüm platformlarda paylaşmak ve zorunlu deprem sigortasının gerekliliğine olan inancı artırmak için tüm gayreti gösterdiklerini vurgulayan Serdar, “Aralıksız sürdürdüğümüz bilinçlendirme faaliyetlerimiz sayesinde poliçe sayımızdaki artışı sürdüreceğimize inanıyoruz” diye konuştu.

    RİSK İYİ ANLATILMALI
    Türkiye topraklarının yüzde 98’inin deprem kuşağında yer aldığını ve depremin hayatımızın değişmez gerçekleri arasında yer aldığını söyleyen İdris Serdar, yakın zamanda 4. dereceden deprem bölgesinde yer alan ve ülkemizin deprem riski en düşük illerinden biri olan Konya’da yaşanan sarsıntıların deprem için istisna olmadığını bir kez daha ortaya koyduğunu kaydetti.

    Serdar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak ülkemizde sigorta bilinci henüz arzu edilen düzeyde değil. Bu sadece zorunlu deprem sigortasını değil, tüm sigorta branşlarını etkileyen bir durum. Bu nedenle bize düşen görev, zorunlu deprem sigortasının gelişimi için deprem riskini en iyi şekilde vatandaşlarımıza anlatmak ve sigortanın kendilerine sağlayacağı faydayı göstermek. Vatandaşlarımız depremin konutlarında yarattığı hasarın masrafını bir kerede yüklenmek yerine zorunlu deprem sigortası yaptırmanın önemini kavradıklarında, bu algıyı yaygınlaştırdığımızda sigortalılık oranımızın trafik sigortalarındaki gibi yüzde 90’lara çıkacağına inanıyoruz. Tabii ki trafik sigortası ile zorunlu deprem sigortası arasındaki en önemli fark, trafik sigortası olmayan araçların trafikten men edilmesi. Yani cezai bir yaptırımın olması. Zorunlu deprem sigortası için ise böyle bir yaptırım yok.”

    Zorunlu deprem sigortasında cezai yaptırım olmamasını büyük bir eksiklik olarak görmediklerini söyleyen İdris Serdar, “Cezai yaptırımdan ziyade denetime ve bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Zorunlu deprem sigortasının toplum tarafından doğru anlaşılmasını sağlamak ve sigortalı konut sayısını artırmak için bilinçlendirme odaklı iletişim çalışmalarımıza büyük önem veriyoruz. Marmara depreminin 10. yıldönümü nedeniyle 12 Ağustos’ta yaptığımız basın toplantısında hem şimdiye kadarki faaliyetlerimiz hakkında bilgi aktardık, hem de yeni iletişim kampanyamızın startını verdik. Yeni kampanyamızda bize destek olan DASK Gönüllülerini de kamuoyu ile paylaştık” dedi.

    DASK GÖNÜLLÜLERİ DASK’I TANITACAK
    DASK Gönüllüleri’nin, Marmara depreminin onuncu yılı dolayısıyla hayata geçirilen uzun soluklu yeni dönem kampanyasına destek verecek ünlü isimlerden oluşan bir mekanizma olduğunu ifade eden Serdar, “İş, sanat, medya, spor ve akademi dünyasının sevilen ve güvenilir isimlerinden oluşan DASK Gönüllüleri, mesajları ile halkımızı depremden korkmaya değil depreme karşı önlem almaya teşvik edecekler. Şu ana kadar gönüllüler grubumuz 26 kişiye ulaştı. Hepsine duyarlılıkları ve ilgileri için çok teşekkür ediyoruz. Gönüllülerimizin sigortalılık oranının artmasına büyük katkı sağlayacaklarına inanıyoruz.

    Ayrıca DASK olarak Hürriyet Treni’nde yer alıyor ve bütün Anadolu’yu il il dolaşarak vatandaşlarımıza zorunlu deprem sigortasının önemini anlatıp gönüllülerimizin video mesajlarını paylaşıyoruz” diye konuştu.

    YENİ MEVZUAT OLUMLU
    Meclis komisyonundaki DASK Mevzuat Tasarısı ile zorunlu deprem sigortasına ilişkin olarak tapu işlemleri haricinde ilave denetim mekanizmalarının oluşturulduğuna dikkat çeken Serdar, zorunlu deprem sigortasının kapsamına giren binalar ve bağımsız bölümlerle ilgili olarak malikler veya intifa hakkı sahipleri tarafından yaptırılan su ve elektrik abonelik işlemlerinde ve bu hizmetlerin temini süresince zorunlu deprem sigortası yaptırılma şartının getirildiğini söyledi. Serdar, “Bunun son derece olumlu bir gelişme olduğunu düşünüyoruz. Cezai yaptırımdan ziyade mesken ile ilgili yapılması gereken işlemlerde zorunlu deprem sigortası aranmasını ve aksi halde işlemlerin durdurulmasını daha doğru buluyoruz” şeklinde konuştu.

    Türkiye’de sigorta bilinci geliştikçe bundan tüm branşların olumlu etkileneceğine ve birindeki gelişmenin diğerini tetikleyeceğine inandıklarını kaydeden DASK Yönetim Kurulu Başkanı İdris Serdar, şöyle konuştu: “Zorunlu deprem sigortası ile konut poliçeleri arasında ise bir korelasyon olduğunu söyleyebiliriz. DASK olarak zorunlu deprem sigortası poliçesi ile konutları 140.000 TL’ye kadar teminat altına alıyoruz. Değeri bu meblağı aşan konutlarda 140.000 TL’nin üzeri özel konut poliçeleri ile teminat altına alınıyor. 2004 – 2009 yılları arasındaki verileri incelediğimizde zorunlu deprem sigortası ile konut poliçelerinin yakın oranlarda arttığını görüyoruz.


    Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su:

    Şirketlerin portföylerinde kopmalar yaşanabilir

    Zorunlu Deprem Sigortası’na eklenmesi düşünülen teminatların sigorta şirketlerinin sivil yangın sigortaları kapsamında teminat altına alındığını ifade eden Su, “Bu teminatların poliçeye eklenmesi durumunda sigorta şirketlerinin portföylerinde kopmalar yaşanabilir” dedi.
    *****

    Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’na eklenen geçici madde 1 ile 14.11.2007 tarihi itibariyle yürürlüğe girmek üzere ilgili kanunda değişikliğe gidildiğini söyledi. Tapu değişimi sürecinde cezai yaptırım uygulaması ve DASK mecburiyeti ile Zorunlu Deprem Sigortasına sahip konut sayısında artış yaşandığını ifade eden Su, “Ancak 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nda 7 Temmuz 2009 tarihi itibariyle yürürlüğe giren yeni düzenlemeler uyarınca kat irtifakından kat mülkiyetine geçişin, idarece resen (kendiliğinden) yapılmasını öngören tasarı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi” şeklinde konuştu. Buna göre Kasım 2009 sonuna kadar mülkiyete geçmeyenlere uygulanacak 1.000 TL’lik para cezasının kaldırıldığını söyleyen Su, “Ayrıca mülkiyete geçişte, zorunlu deprem sigortası poliçesi dahil “Yapı Kullanım İzin Belgesi” dışında başka belge de aranmayacak. Kanunda getirilen düzenleme değişikliği ile uygulama sonrası DASK poliçelerinin artış oranındaki yükselme eğiliminin tersine döndüğü söylenebilir” dedi.

    ‘DEVLET AFET KONUTU YAPTIRMAMALI’
    Ülkemizde zorunlu deprem sigortası yaptırma oranının düşük olmasında etkili olan nedenler arasında; risklere karşı sigorta yapma alışkanlığının özellikle bazı bölgelerde ve düşük gelirli gruplarda yok denecek kadar az olması, sigorta bilincinin arttırılması yönündeki çabaların istenen seviyede olmaması, yükümlüleri sigorta yapmaya teşvik için tapu dışındaki gerekli denetim mekanizmalarının oluşturulamamasını sayan Su, şunları söyledi: “Ayrıca halkımızda bir afet ile karşılaşıldığında devletin kendilerine yardım edeceği yönünde bir beklenti de bulunuyor. Bu kapsamda DASK’ta sigortalılık oranını arttırmak için getirilebilecek en büyük yaptırımlardan bir tanesi, devletin afet konutu yaptırma geleneğini tamamıyla terk etmesidir. Böylece zorunlu deprem sigortası yaptırma yükümlülüğünü yerine getirmeyenlerin olası bir hasar sonrasında devletin üstleneceği sosyal yardımlar dışında bu tazminattan faydalanma imkanı olamayacak.”

    Zorunlu deprem sigortası yaptırma oranı ile trafik sigortası yaptırma oranı kıyaslandığında, trafik hasarının gerçekleşme sıklığı yüksek iken, deprem hasarlarının frekansının düşük, etkisinin ise daha büyük çaplı ve katastrofik olduğunu kaydeden Su, “Ayrıca Türkiye’de insanların deprem sonrası yaşanan acıları kolay unuttuğu ve deprem riskinin öneminin geri plana itildiği de söylenebilir” dedi.

    ‘PRİMLERİN ARTMASI DEZAVANTAJ OLUR’
    Meclis Komisyonu’ndaki Afet Sigortaları Kanun Tasarısı ile öncelikle 587 sayılı Kanun hükmünde Kararname ile yürürlülükte olan DASK mevzuatının yasalaştırılmak istendiğini belirten Su, bu tasarı ile mevcut zorunlu deprem sigortasının iyileştirilmesinin yanı sıra deprem dışında kalan afetler ile terörizm ve çevre kirliliği gibi bazı yıkıcı riskler için de belli koşullarda teminat verme olasılığının getirildiğine dikkat çekti.

    Su, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Halen sadece zorunlu deprem sigortası teminatı sunan DASK’ın, seylap, yer kayması, fırtına, çığ, dolu, don vb. doğal afetler için de gerekirse teminat sunabilecek bir yapıya kavuşturulması hedeflenmektedir. Kanun ile getirilecek cezai müeyyideler; tapu işlemleri ile su veya doğalgaz abonman işlemleri esnasında belge ibrazı gibi denetim mekanizmalarından daha etkili olabilir. Zorunlu deprem sigortası ile birlikte sağlanması düşünülen diğer teminatlar mevcut poliçenin primini arttıracağından bu poliçenin pazarlanması açısından bir dezavantaj oluşturacaktır. Eklenmesi düşünülen teminatlar halihazırda sigorta şirketlerinin sivil yangın sigortaları kapsamında teminat altına alınabiliyor. Bu teminatların poliçeye eklenmesi durumunda sigorta şirketlerinin portföylerinde de kopmalar yaşanabilir. Halkımızın gerek doğal afetler, gerekse de karşılaşılabilecek diğer riskler hakkında bilgilendirilerek sigorta ihtiyaçlarının farkına varmalarının sağlanması da sigorta bilincine daha çok katkı sağlayacaktır.”

    ‘KONUT PAKET POLİÇESİ SATIŞI ARTAR’
    DASK poliçe adetlerinin artmasının, kişilerin sigorta ile tanışmasını ve sigorta yaptırma alışkanlığı edinmesini sağlayabileceğine değinen Su, şöyle devam etti: “Ayrıca zorunlu deprem sigortası ile tam bir korunma altında olmadığını bilen sigortalı, artan sigorta bedeli için ihtiyari deprem sigortası yaptırmaya da yönelebilir. Bu da Konut Paket Poliçesi satışını arttırıcı bir etki yapacaktır. Bu durum Konut Paket Poliçesini tanıtmak için sigorta şirketleri açısından iyi bir fırsat olabilecektir. Doğru bilgilendirme ve pazarlama stratejisiyle konut paket poliçesi satışları üzerinde pozitif bir etki yaratacaktır.”


    Güneş Sigorta Genel Müdürü İlker Aycı:

    Kontrol mekanizmalarının artması
    olumlu katkı sağlar

    Kontrol mekanizmalarının işlemeye başlaması durumunda DASK sigortalılık oranının çok daha iyi noktalara geleceğini kaydeden Aycı, “Uzun vadede poliçe sayılarında artış sağlanması için sigorta bilincinin arttırılması yönünde bazı adımların atılması faydalı olur” diye konuştu.
    *****

    Güneş Sigorta Genel Müdürü İlker Aycı, kat irtifakı değişikliğiyle DASK’ta poliçe sayısında artış yaşandığını, uygulamanın devam etmesi durumunda poliçe sayısındaki artışın süreceğini düşündüğünü kaydetti.

    DASK’ta yüzde 25’lerde olan sigortalılık oranının, trafik sigortalarındaki yüzde 90’lık sigortalılık oranıyla kıyaslayan Aycı, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Zorunlu Trafik Sigortası’nın, Trafik Kanunu’ndan kaynaklanan zorunluluğundan ve cezai yaptırımlarından dolayı sigortalanma oranı oldukça yüksektir. Ancak DASK poliçeleri 587 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile zorunlu tutulmasına rağmen cezai yaptırımı bulunmadığından geçen 9 yıllık süre içinde aynı oranlara ulaşmak mümkün olamamıştır. İlgili kanunun çıkması ve bununla birlikte kontrol mekanizmalarının (yerel yönetim işlemleri, doğalgaz, elektrik, su vb. abonelik işlemleri ve emlak vergisi beyannamelerinde DASK poliçe numaralarının belirtilmesi vb.) işlemeye başlaması durumunda DASK sigortalılık oranı da çok daha iyi noktalara gelecektir. Bütün bunların yanı sıra, uzun vadede poliçe sayılarında artış sağlanması için özellikle “sigorta” bilincinin arttırılması yönünde bazı adımların atılması faydalı olur. Örneğin, doğal afetlerin yıkıcı etkilerini sarmada sigortanın rolü ve sigorta yaptırmanın ekonomiye sağlayacağı olumlu katkılar, Milli Eğitim müfredatına alınırsa sigorta bilinciyle yetişmiş bireylerin ileriki yıllarda sigortaya bakışı daha pozitif olacaktır.”

    DASK, KONUT SİGORTALARINI ETKİLEMEZ
    Meclis Komisyonu’ndaki Afet Sigortaları Kanun Tasarısı ile sadece deprem değil, diğer doğal afetlerin de kapsanmasının hedeflendiğini vurgulayan Aycı, tasarının son hali ortaya çıkmadan yorum yapmanın sağlıklı olmayacağını ifade etti. Aycı, DASK’taki artışın konut sigortaları satışlarını çok fazla etkileyeceğini düşünmediklerini sözlerine ekledi.


    Allianz Bireysel Sigortalar Direktörü Ömür Şengün:

    Gelişmeler konut sigortalarına da olumlu yansır

    DASK’taki gelişmelerin farklı branşlardaki poliçe artışını da etkileyeceğine inandıklarını ifade eden Şengün, “Bu anlamda zorunlu deprem sigortasındaki gelişmeye olumlu bakıyor ve konut sigortasına da olumlu katkıda bulunmasını bekliyoruz” dedi.
    *****

    Allianz Bireysel Sigortalar Direktörü Ömür Şengün, kat irtifakından kat mülkiyetine geçişte zorunlu deprem sigortası poliçesi aranmasının poliçe sayısındaki artışı olumlu yönde etkilediğini söyledi. “Ancak 7 Temmuz 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5912 sayılı kanun ile kat mülkiyetine geçmek için zorunlu deprem sigortası aranmamaya başlandı. Kat irtifakından kat mülkiyetine geçiş resen de gerçekleşebildi. Bu değişikliğin temel amacı, bürokratik işlemlerin sadeleştirilmesi ve geçiş sürecinin hızlı bir biçimde tamamlanmasıydı” diyen Şengün, bu durumun zorunlu deprem sigortası poliçelerindeki hızlı yükselişi bir miktar sekteye uğrattığını kaydetti. Şengün, zorunlu deprem sigortası hizmeti sunan Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK) indirim kampanyaları ve bilgilendirme faaliyetlerinin bu yavaşlamanın önüne geçeceğine ve zorunlu deprem sigortası poliçe sayısındaki yükselişin devam edeceğine inandıklarını ekledi.

    Türkiye’de trafik kazalarının oranının oldukça yüksek olduğunu ve vatandaşların her gün trafiğe çıktığında bu riski bir kez daha hatırlayıp, önlem almalarının gerekliliği konusunda ikna olduğunu belirten Şengün, “Öte yandan zorunlu deprem sigortası konusunda henüz bu bilinç düzeyi oluşmadı. Ülkemiz deprem kuşağı üzerinde yer alıyor. Ancak vatandaşlarımız depremi can kaybına yol açmadığı sürece yeterince ciddiye almıyor ya da büyük bir depremden sonra yaşanan önlem alma telaşı zamanla yerini unutkanlığa bırakıyor. Oysa depremler can ve mal kaybına yol açmasalar da konutlarımızı etkiliyor. Depremin konutlarımızda yarattığı zararın maddi yükü altında ezilmemek için zorunlu deprem sigortasının önemli bir ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. Bu konuda DASK tarafından yürütülen bilinçlendirme çalışmaları ve vatandaşlarımızı sigorta yaptırmaya teşvik eden indirim kampanyaları büyük önem taşıyor. Bu çalışmaları ilgiyle takip ediyor ve destekliyoruz.”

    DASK, KONUT SİGORTASIYLA TAMAMLANMALI
    Meclis Komisyonu’ndaki DASK mevzuatının olumlu katkıları olacağını ifade eden Şengün, “Son yaşadığımız sel felaketinin ardından Hazine’nin hazırladığı ve bir yıldır Meclis’te bekleyen kanun tasarısının tekrar gündeme gelmesinden dolayı memnunuz. Tasarı kabul edilirse DASK’ın kurumsal yapısı genişletilecek ve şu andaki zorunlu deprem sigortası hizmeti yanı sıra sel, yer kayması, fırtına, dolu, don, çığ gibi doğal afetler ve terörizm risklerini de kapsayan teminatlar sunulabilecek” diye konuştu.

    Zorunlu deprem sigortasının, konutları 140 bin TL’ye kadar güvence altına aldığını ve değeri daha yüksek konutların bu miktara kadar zorunlu deprem sigortası ile güvence altına alınması gerektiğini kaydeden Şengün, “Üzeri ise özel konut poliçeleriyle tamamlanabiliyor. Türkiye’de genel olarak sigorta bilincinin yeni yeni gelişmeye başladığını söylemek mümkün. Dolayısıyla bu gelişmeyle birlikte farklı branşlardaki poliçe artışının diğerlerini de etkileyeceğine inanıyoruz. Bu anlamda zorunlu deprem sigortasındaki gelişmeye olumlu bakıyor ve konut sigortasına da olumlu katkıda bulunmasını bekliyoruz” dedi.


    Aksigorta Bireysel Sigortalardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ali Doğdu:

    Ek teminatlar DASK’a olan talebi arttırır

    DASK kapsamına sel, toprak kayması, fırtına, çığ, don gibi afetlerin de eklenecek olmasının olumlu olduğunu ifade eden Doğdu, “Ek teminatlarla DASK’ın deprem risk düzeyi düşük bölgelerde de talep edilmesi sağlanabilir” diye konuştu.
    ****

    Aksigorta Bireysel Sigortalardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ali Doğdu, kat irtifakı değişikliğiyle DASK’ta son 6 ay içerisinde oldukça yoğun bir talep yaşandığını kaydetti. “Ancak son günlerde bu artışın hızının belirgin şekilde azaldığını söyleyebiliriz” diyen Doğdu, tüm tapularda değişim işlemi bitmediği için veya gayrimenkul satışları gerçekleştikçe yenileme gerekebileceğinden dönem dönem talep artışının izlenebileceğini ifade etti.

    KONTROLLER ARTTIRILMALI
    DASK’taki sigortalılık oranını trafikte olduğu gibi yüzde 90’lara çıkarmak için neler yapılabileceğinden söz eden Doğdu, şunları söyledi: “Motorlu araçlarla ilgili her türlü faaliyette trafik poliçesinin kontrol edilmesi gibi, tapu dairelerindeki satış işlemlerinin yanı sıra gayrimenkul vergilerinin tahsili, çöp vergileri gibi işlemlerde DASK poliçesi ibrazı istenebilir. Ancak gene de DASK’ta trafik poliçesinin yoğunluğuna erişilmesi için uzun bir süreç gerektiğini düşünüyoruz.”

    1999 yılındaki Marmara ve Düzce depremlerinden sonra, 7269 sayılı kanun ile doğal afetlerde, poliçe sahibi olmayan vatandaşlara afet yardımı yapılmaması, her türlü zarar ve ziyanın ilgili kurum (DASK) tarafından tazminat ödemesi şeklinde yapılmasının kararlaştırıldığını belirten Doğdu, şöyle devam etti: “Buna karşın ülke genelinde sigortalılık
    oranının oldukça düşük olması sebebiyle, kamuoyunun bu bilgiyi bilmediğini ya da önemsemediğini, deprem riski düşük bölgelerde ikamet edenlerin ise göz ardı ettiğini düşünüyoruz. Mevzuatta değişen önemli hükümlerin yeterince duyurulmasının ve konunun öneminin net bir şekilde vatandaşlarımıza aktarılmasının olumlu katkıda bulunmasını bekliyoruz. Teminat anlamında en önemli değişiklik, DASK kapsamına sel, toprak kayması, fırtına, çığ, don gibi hadiselerin de eklenecek olması. Böylece sadece deprem teminatına sahip olan DASK poliçesinin bu ek teminatlarla deprem risk düzeyi düşük bölgelerde de talep edilmesi sağlanabilir. Bu da hem DASK poliçelerini hem de genel olarak yangın sigortalarını olumlu etkileyecektir. DASK’ın konut sigortalarına da bire bir etkisi olmasa da olumlu yönden etkisi olacağını düşünüyoruz.”

    Başak Groupama Sigorta Oto ve Bireysel Underwriting Müdürü Sadık Yüksel:

    Sigortaya olan ilgi ve inanç artacak

    “Konut sigortası sahiplerinin ZDS’si olmasına rağmen, her Zorunlu Deprem Sigortası sahibinin konut sigortası bulunmamaktadır” diyen Yüksel, ZDS satışlarındaki artışın, konut sahiplerinin sigortaya olan ilgisini ve inancını kuvvetlendireceğini kaydetti.
    *****

    Başak Groupama Sigorta Oto ve Bireysel Underwriting Müdürü Sadık Yüksel, kat irtifakı kurulmuş konutlarda kat mülkiyetine geçilmesi sırasında Zorunlu Deprem Sigortası’nın da istenmesinin, bu ürünün satışlarını arttırdığını kaydetti. Yüksel şöyle devam etti: “Sadece tapu işlemlerinde bu poliçe istendiği için adetlerdeki artış sınırlı olacak, hatta önümüzdeki yıl muhtemelen önemli miktarda bir azalma yaşanacaktır. Bu aslında çok önemli bir sosyal sorumluluk projesi ve kamu otoritesinin desteği ile mevzuatta yapılacak tadilatlar neticesi gerçekten zorunlu bir poliçe haline gelirse, adetlerde çok büyük artışlar beklenebilir. Son yaşanan sel hadisesi bu projelerin önemini ve değerini bir kez daha ortaya koymuştur.”

    DASK’ta yüzde 25’lerde olan sigortalılık oranının, trafik sigortalarındaki gibi yüzde 90’lara çıkarılmasını umduklarını ancak deprem rizikosunun meydana gelme sıklığıyla, motorlu araç kaza sıklığının benzeşmediğini ve yasal otoriteler tarafından aynı sıklıkta denetlenmediğini belirten Yüksel, “Yine sigorta bilincinin yaygınlaşmamış olması, insanların alım gücünün düşük olması ve doğal afetler karşısında devletin oluşan maddi kayıpları karşılamada gösterdiği hassasiyet, sigortalı konut sayısının beklenen seviyeye ulaşmasını engellemektedir” dedi. Bu noktada tıpkı araç muayeneleri gibi belediyeler veya uygun görülecek diğer kurumlar tarafından belirli periyotlarla (örneğin emlak vergisi ödemesinde, kira geliri vergisi ödemesinde vs) bu sigortanın mevcudiyetinin aranmasının şart olduğunu söyleyen Yüksel, “En önemlisi bunun konut sahipleri tarafından zorunlu bir vergi kalemi olarak algılanmayıp, deprem meydana geldiğinde kendisinin mal varlığında bir azalma oluşmaksızın aynı yaşam standardını sürdürebileceğini algılaması gereklidir” diye konuştu.

    KONUT POLİÇELERİNE OLUMLU ETKİ
    Konut sigortası sahibi kişilerin mutlak Zorunlu Deprem Sigortasını da satın aldıklarını söyleyen Sadık Yüksel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Konut sigortası sahiplerinin ZDS olmasına rağmen, her Zorunlu Deprem Sigortası sahibinin konut sigortası bulunmamaktadır. ZDS satışlarındaki artış, konut sahiplerinin sigortaya olan ilgisini arttırıp sigortaya olan inancını kuvvetlendirmektedir. Yine ZDS poliçesi için satış noktalarına giden konut sahibi burada diğer ürünlerle ilgili bilgi sahibi olma ve potansiyel bir konut müşterisi olma durumuna gelmektedir. Bu da konut poliçesi satışlarına olumlu bir etki yapacaktır.”


    Ankara Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Enis Basım:

    DASK poliçelerindeki artış sürecek

    Kat irtifakı değişiklik işlemleri kapsamına alınan DASK güvencesinin, DASK poliçe adedinin artmasını sağladığını ifade eden Basım, konutları ilgilendiren diğer işlemlerde getirilecek zorunluluklar da artışın devamlılığında etken olacaktır” diye konuştu.
    ****

    Ankara Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Enis Basım, ülkemizde sigortalanma bilincinin özlenen düzeyde olmamasının göz önünde tutulması durumunda, toplumumuzun sigortaya ilgi göstermeyen kesimine ait ekonomik varlık ve yararların teminatsız kaldığını ifade etti. Bu varlıkların teminat altına alınmasının devletin bu eksikliğin giderilmesi yönündeki düzenlemelerine bağlı olduğunu kaydeden Basım, “Nitekim DASK poliçesinin ilk defa gündeme gelmesinde de benzer eksiklerin devletçe belirlenmesi ve giderilmesi çabaları etken olmuştur” dedi.

    DASK kurulduğunda, deprem nedeniyle yaşanmış olan büyük ekonomik kayıp göz önünde tutularak kamuoyunda ilgi göreceğinin düşünüldüğünü belirten Basım, şöyle devam etti: “Ne var ki bu ilgi ülkemiz konut stokunun yüzde 25’ini geçemedi. Bu gün Kat irtifakı değişiklik işlemleri kapsamına alınan DASK güvencesinin varlığı, hem DASK poliçe adedinin artmasını, hem de ülke konut stokunun ekonomik güvence altına alınmasını sağlayacaktır. Konutları ilgilendiren diğer işlemlerde getirilecek zorunluluklar ise artışın devamlılığında etken olacaktır. Böylece toplam konut içinde DASK poliçesi ile güvence altına alınan konutların adedi, trafik sigortalarında olduğu gibi özlenen yüzde 90’lar seviyesine çıkarılabilir.”

    ‘TEMİNAT KARMAŞASINA DÜŞÜLMEMELİ’
    Meclis Komisyonu’ndaki DASK mevzuatının, doğal afetler kapsamını genişletmeyi öngördüğünü söyleyen Enis Basım, “Mevzuat, ülkemizin sigorta teminatı olmayan ekonomik değerlerinin güvence altına alınması açısından son derece önemli ve yararlı bir hizmet sunacaktır. Ancak bu hizmet tanımlanırken mevcut sigorta teminatları ile mükerrerliklere düşmekten kaçınılmasının, sektörde yaşanabilecek teminat karmaşasının önlenmesinin yararına da inanmaktayız” diye konuştu.


    Türk Nippon Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Dr. E. Baturalp Pamukçu:

    DASK daha cazip hale getirilebilir

    Pamukçu, sigorta şirketlerinin uygun fiyat ve ödeme koşulları ile oluşturacakları konut sigorta ürünlerini, pazarlama ve satış unsuru olarak kullanarak DASK poliçesinin satışını daha cazip hale getirebileceğini belirtti.
    *****

    Türk Nippon Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Dr. E. Baturalp Pamukçu, kat irtifakında yapılan değişikliklerin DASK poliçesi artışını olumlu olarak etkilediğini ifade etti. Bu olumlu etkenin, ileriki dönemlerde de poliçe satışını arttıran bir unsur olacağını kaydeden Pamukçu, “DASK poliçe satışını istenilen seviyelere getirebilmek ve sigortalanma oranlarını arttırabilmek için yapılan bu değişikliğin tek başına yeterli olacağı düşünülmemelidir” şeklinde konuştu.

    SİGORTALANMA ORANLARI YÜZDE 90’LARA ÇIKMALI
    Toplam konut sayısının 12.988.669 olmasına rağmen sigortalı konut sayısının ancak 3.378.5560 olarak gerçekleştiğine dikkat çeken Pamukçu, şunları söyledi: “Bu ölçekte sigortalılık oranı yüzde 26 olarak yansımaktadır. İncelendiğinde görüleceği üzere sigortalılık oranının en yüksek olduğu bölge yüzde 33,6 ile İç Anadolu, en düşük olduğu bölge ise yüzde 10,80 ile Güney Doğu Anadolu Bölgesi’dir. Deprem beklentisinin en yoğun olarak yaşandığı ve yaşanması beklenildiği Marmara Bölgesi’nde ise sigortalılık oranı yüzde 32’dir. Sigortalılık oranının en yüksek olduğu il; yüzde 56,70 ile Ankara, en düşük olduğu il ise; yüzde 2,40 ile Şırnak’tır. Zorunlu bir sigorta ürünü olan DASK’ın istenilen düzeylere gelmesi ve Karayolu Motorlu Taşıtlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik) gibi sigortalanma oranlarının yüzde 90’lara çıkarılması için bir takım araçların kullanılması gerekmektedir. DASK mevzuatında yapılacak değişikliklerin yanı sıra, satış kanallarının getirisinin biraz daha arttırılması, bu ürünün satışının daha cazip hale getirilmesini sağlayacaktır. DASK idarecisinin yapacağı maliyet analizleri sonucunda sigorta şirketlerine vermiş olduğu komisyonları yukarı çekebilmesi, sigorta şirketlerinin de almış oldukları komisyonları satış kanallarına dağıtması sonucu, DASK sigorta poliçe satışının arttırılmasına yardımcı olacaktır.”

    Sigorta şirketlerinin, DASK poliçesi ile beraber uygun fiyat, ödeme koşulları ile oluşturacakları konut sigorta ürünlerini, pazarlama ve satış unsuru olarak kullanarak DASK poliçesinin satışını daha cazip hale getirebileceğini belirten Pamukçu, “Ekonomide yaşanılacak iyileşme ve göstergelerin olumlu olarak reel ve hizmet sektörlerine yansıması DASK poliçe satışını etkileyecek diğer bir faktör olacaktır. Bu çerçevede son dönemlerde bankaların sunmuş oldukları kısa ve uzun dönemli konut kredilerinde yaşanan düşüşlerin, konut satışlarını 2009 yılının sonuna doğru arttıracağını düşünmekteyim. Bu gelişme de dolaylı olarak DASK sigortasına olan talebi artırarak poliçe satışını etkileyecektir” dedi.

    MEVZUAT DASK’A KATKI SAĞLAR
    Şu an Meclis Komisyonu’nda olan ve meclis tarafından onaylanması düşünülen DASK mevzuatının, bu sigorta ürününe mutlaka olumlu katkıda bulunacağını ifade eden Pamukçu, uzun vadede DASK sigortalarındaki artışın konut sigortaları satışını da kolaylaştıracağını kaydetti. Pamukçu konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “DASK sigortalarındaki artış ilk dönemlerde konut sigortalarını olumsuz etkilese bile sonraki dönemlerde sigorta şirketlerinin yapacağı kampanyalar çerçevesinde sigortalıya sunacağı uygun fiyatlar ve ödeme kolaylıkları, konut sigortalarına da ivme kazandıracaktır. Zorunlu DASK sigorta poliçesini alarak sigortalanma bilincine sahip olacak tüketiciye, diğer sigorta ürünlerinin satışının daha kolay olacağını düşünmekteyim.”


    HDI Sigorta Yangın Sigortaları Müdürü Hacer Özeren:

    Sistem çok iyi kurulmalı

    Meclis Komisyonu’ndaki DASK mevzuatının, olumlu katkıları olacağını, ancak sistemin çok iyi kurulması gerektiğini ifade eden Özeren, “Doğal afetler ve terör sigortalarının devlet tarafından yürütülmesi konut sigortalarının tamamen yok olmasına neden olur mu? gibi düşünceler akla gelmektedir” dedi.
    ****

    HDI Sigorta Yangın Sigortaları Müdürü Hacer Özeren, 27 Eylül 2000 tarihinde başlayan Zorunlu Deprem Sigortası uygulamasında bu gün Türkiye’deki konutların sadece yüzde 23’ünün sigortalı olduğunu söyledi. Ülkemizin yüzde 96’sının deprem riskiyle karşı karşıya olduğunu göz önüne aldığımızda, deprem sigortasının istenilen yaygınlığa ulaşmadığını ifade eden Özeren, sözlerini şöyle sürdürdü: “9 yıl boyunca böyle önemli bir kurumun geliştirilmesi için reklam, kampanya ve indirimler gibi birçok çalışmalar yapılmıştır. Son olarak da kat irtifakı tapusu olan yerler sigorta kapsamına dahil edilmiştir. Türkiye’deki binaların yüzde 70’inin iskan ruhsatının olmadığı dikkate alınırsa, bu tür binaların da sigortalanabilmesi olumlu bir karardır. Ancak poliçe sayılarına baktığımızda henüz hissedilir bir artış söz konusu olmadığını da görmekteyiz.”

    DASK’ta sigortalı oranının trafik sigortasında olduğu gibi yüzde 90’lara çıkarılmasının mümkün olduğunu kaydeden Özeren, “Öncelikle toplumumuzun bu konuda bilinçlenmesine ve eğitilmesine büyük bir ihtiyaç vardır. En son yaşadığımız sel felaketini de göz önünde bulundurursak, devletin de, toplumumuzun da sigorta konusunda çıkartacağı dersler olmalıdır.
    En azından bu tür hasarlar yaşandığında devlet otoritesi, basında sigortanın gerekliliğini vurgulayabilir” dedi.

    KONUT SİGORTALARI TAMAMEN YOK OLUR MU?
    Sigortalı sayısının artırılması konusunda, devletin yaptırım gücünü kullanarak başka mekanizmaları da devreye sokabileceğinin altını çizen Özeren, “Örneğin, emlak vergisi ile birlikte organize edilebilir. Meclis Komisyonu’ndaki DASK mevzuatı, tabiî ki olumlu katkılarda bulunacaktır. Ancak sistemin çok iyi kurulması gerekir. Doğal afetler ve terör sigortalarının devlet tarafından yürütülmesi sigorta sektörüne ne gibi olumsuz etkiler yapar? Konut sigortalarının tamamen yok olmasına neden olur mu? gibi düşünceler akla gelmektedir” şeklinde konuştu.


    Generali Sigorta Yangın Sigortaları Müdürü Sibel Tekin:

    Ek teminatlar DASK’ı cazip kılacak

    Sel-su baskını ve benzeri birçok doğal afet teminatlarına ilişkin zararların da DASK poliçelerinden karşılanacağını ifade eden Tekin bu teminatların, Zorunlu Deprem Sigortası’nı çok daha cazip bir sigorta haline getireceğini ifade etti.
    *****

    Generali Sigorta Yangın Sigortaları Müdürü Sibel Tekin, kat irtifaklı arsa tapusuna sahip konutların iskân iznini tamamlayıp kat mülkiyetine geçişte, Zorunlu Deprem Sigortası’nın istenen belgeler arasında yer almasının ve ülkemizde pek çok konutun da kat irtifaklı arsa tapusuna sahip olmasının poliçe sayısını önemli ölçüde arttırdığını söyledi. Tekin, “Buna rağmen, kat mülkiyetli tapuya geçmek amacıyla yaptırılan poliçelerin süresi bittiğinde ne kadarının yenileneceği belirsiz. Bugün sadece tapu işlemlerinde kontrol edilen Zorunlu Deprem Sigortası'nın (ZDS), su ve elektrik aboneliği gibi işlemlerde de kontrol edilmesine başlanmasının, poliçe artışlarında önemli etkisi olacağını düşünmekteyim” dedi.

    DASK’ta sigortalılık oranı yüzde 25’lerdeyken, trafikte bu oranın yüzde 90’larda olduğunu söyleyen Tekin, “Öncelikle trafik sigortasının yaptırılmaması durumunda cezai şartın olması ve hasar frekanslarının giderek daha da yükselmesi bu branşta sigortalılık oranını artırmaktadır. Zorunlu Deprem Sigortası zorunlu bir sigorta olmasına rağmen, yaptırılmaması durumunda bugün herhangi bir cezai müeyyide bulunmamaktadır. Ülkemizde özellikle son yıllarda sık sık meydana gelen küçük ve orta ölçekli deprem sarsıntıları, insanların aklına “Zorunlu Deprem Sigortası”nı getirmekte ancak bu çok çabuk unutulmaktadır” dedi.

    POLİÇESİNİ ZAMANINDA YENİLEYENLERE
    AVANTAJLAR SUNULUYOR
    Dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik kriz nedeniyle işsizlik oranının önemli ölçüde artması ve alım gücünün düşmesinin, ZDS poliçelerinin yanı sıra kasko, konut ve işyeri poliçelerinin de sigortalanma oranını olumsuz yönde etkilediğini belirten Tekin, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Zorunlu Deprem Sigortası’nı yaygınlaştırmak ve cazip hale getirmek için, Doğal Afet Sigortaları Kurumu tarafından poliçelerini zamanında yenileyenler ile apartman, site vb. toplu olarak yaptırılan poliçelerde yüzde 20 indirim avantajları sağlanmakta ve bu avantajlar kampanya ve tanıtımlarla da duyurulmaktadır. Sigorta şirketlerinin de aynı şekilde, satış kanalları için yapmakta oldukları eğitim ve seminerlerde Zorunlu Deprem Sigortası’nın önemini daha da sık dile getirerek konuya daha geniş yer vermelerinin, sigorta bilincinin yaygınlaştırılması ve ZDS poliçelerinin artması anlamında olumlu katkı sağlayacağı inancındayım.”
    Meclis Komisyonu’ndaki “Afet Sigortaları Kanun Tasarısı” 587 sayılı KHK ile oluşturulan mevcut Zorunlu Deprem Sigortası uygulamasının iyileştirilmesi ile birlikte getirilen en önemli yeniliğin sadece deprem değil, deprem dışında seylap, yer kayması, fırtına, çığ, dolu, don v.b doğal afetler ile terörizm ve çevre kirlenmesi gibi benzeri risklerin de kapsam dahiline alınabilmesi olduğunu belirten Tekin, “Zorunlu Deprem Sigortası kapsamının genişletilmesinin poliçe artışlarına son derece olumlu katkısı olacağına inanmaktayım. Özellikle son zamanlarda Marmara Bölgesi’nde yaşanan sel felaketi nedeniyle pek çok konut zarara uğramıştır. Sel-su baskını ve benzeri bir çok doğal afet teminatlarına ilişkin zararların da bu poliçeden karşılanacak olması, Zorunlu Deprem Sigortası’nı çok daha cazip bir sigorta haline getirecektir” diye konuştu.

    ‘KONUT SİGORTALARI ÇEŞİTLENDİRİLMELİ’
    DASK poliçelerindeki artışın, Türkiye’de sigorta yaptırmaya yönelik toplumsal bilincin artırılmasına da etkisi olacağını kaydeden Tekin, şöyle devam etti: “Ancak Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında pek çok riskin teminat altına alınması, bazı kişiler tarafından yeterli görülerek ek bir konut poliçesi yaptırmak istenmeyebilir. Halbuki, en beklenmedik anlarda insanların başına gelen özellikle dahili su, yangın, hırsızlık vb. risklerin teminat altına alınmasının ne kadar büyük geri dönüşler sağlayabileceği konusunda çok ciddi boşluklar bulunmaktadır. Bu anlamda, konut sigortalarında sigorta şirketlerinin daha farklı ürün çeşitlemesi yaparak, özellikle doğal afet teminatlarının dışında karşılaşabilecekleri riskleri kapsayan yeni ürün paketlerinin oluşturulması gerekebilecek.”


    Birlik Sigorta Teknik ve Reasürans Departmanı Müdürü Güliz Türker:

    Her DASK poliçesi konut poliçesiyle desteklenmeli

    “Sigorta şirketleri ve aracılar her bir DASK poliçesi için aynı zamanda bir konut poliçesi üretimi sağlamalı” diyen Türker, böylece sigortalıların konutlarına yönelik teminat açıkları olmasının engellenebileceğini ifade etti.
    *****

    Birlik Sigorta Teknik ve Reasürans Departmanı Müdürü Güliz Türker, kat irtifakı değişikliği veya benzer kamusal uygulamalar sonucu DASK poliçelerinde talep ve üretim artışı olmasının doğal olduğunu, bu gibi uygulamalar devam ettikçe artışın yavaşlasa bile süreceğini kaydetti. Türker, “Ancak esas olan, mevcut ve potansiyel sigortalıların zorunlu deprem sigortası ihtiyacını idrak ederek resen bu sigorta ürününü talep eder hale gelmesidir. Yasal düzenlemelerin yanı sıra, özellikle çocuk yaşlardan itibaren eğitim ve tanıtım ile DASK teminatı ihtiyacı ısrarla anlatılmaya devam edilmelidir” diye konuştu.

    DASK’ın halen bir KHK uygulaması olduğunu ve tapu işlemleri dışında zorunluluk arz etmediğini ifade eden Türker konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Elbette yasal bir düzenlemeyle cezai yaptırım getirilmesi ile penetrasyon yükseltilebilir. Trafik sigortalarında öngörülemeyen bir üçüncü şahıs sorumluluğunun tazmini esastır ve sigortalılar hem ceza boyutu hem de nasıl bir tazminatla karşılaşacaklarını bilememenin endişesiyle bu sigortayı daha yaygın olarak satın almaktadır. Özellikle fark edilmesi gereken husus, trafik sigortalarında özellikle serbest tarife dönemine geçişten itibaren kasko poliçelerinde adetsel azalma yaşandığı gerçeğidir. DASK üretiminin yaygınlaştırılması ana fikir olarak yasal düzenleme, kesintisiz reklam ve tanıtım, okul çağından itibaren eğitim ve ürün olarak genelde sağlanacak prim ödeme kolaylıkları ile desteklenmelidir. Ayrıca ilgili 587 sayılı KHK’nin 17. maddesi mutlaka tam teminat ve daha güven verecek şekilde yeniden düzenlenmelidir.”

    Kurum Kaynaklarının Yetersiz Kalması
    Madde 17 - Kurum, sigortadan kaynaklanan toplam yükümlülüklerini ve sahip olduğu kaynakları dikkate alarak reasürans, sermaye ve benzeri piyasalardan sigortacılık tekniğinin gerektirdiği şekilde ve yeterli düzeyde koruma temin eder. Ancak, sigortalı hasarın beklenenin üstünde olması ve bunun Kurum kaynaklarını ve temin edilen koruma miktarlarını aşması durumunda, ortaya çıkan zarar, Kurum kaynakları ve koruma miktarının toplamının zorunlu sigorta kapsamında ödenmesi gerekli toplam tazminata olan oranı dahilinde karşılanır.

    ‘DASK SATIŞLARI KONUT SİGORTASI SATIŞLARINI TETİKLER’
    DASK için halen uygulanan denetim mekanizmalarından birisinin, tapu tescil işlemlerinde, bu işlemlerin tamamlanmasının bir şartı olarak, Zorunlu Deprem Sigortası’nın yaptırılmış olduğunun belgelenmesi uygulaması olduğunu belirten Türker, şöyle devam etti: “587 sayılı KHK’da yer alan diğer bir temel yaptırım, devletin afetlerle ilgili mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerinde yapılan değişikliktir. Zorunlu Deprem Sigortası’nın uygulamaya konmasını takiben, 27 Mart 2001 tarihinden itibaren, Zorunlu Deprem Sigortası yaptırması gerekirken yaptırmayanlar, bu sigorta kapsamında karşılanacak maddi zararlar için 7269 sayılı kanun ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde hak sahibi olamamaktadırlar. Yani, deprem sonrası Devletin Zorunlu Deprem Sigortası kapsamındaki afetzedelere yardımı, konut kredisi açmayı veya afet konutu yapmayı içermeyecektir. Bunun yanı sıra, tapu işlemlerinde olduğu gibi; su ve doğal gaz abonelik işlemlerinde Zorunlu Deprem Sigortası’nın aranmasına çeşitli illerde (Ankara, İzmir, Bursa, Eskişehir ve Tekirdağ) başlanmış olup, bu uygulamanın ülke çapında yaygınlaştırılması beklenmektedir. Ayrıca, elektrik ve telefon gibi hizmetlerin abonelik işlemlerinde de Zorunlu Deprem Sigortası’nın aranmasına ilişkin çalışmaların sürdüğü bilinmektedir. ‘Doğal Afet Sigortaları Kanunu Tasarısı Taslağı’nın kanunlaşması ile tüm bu hususların, daha sağlıklı bir yasal tabana oturacağı beklenmektedir.”

    Esas olanın ‘sigortalılık bilincini’ arttırmak olduğunu, buna bağlı olarak DASK ve konut poliçelerindeki adetsel artışların karşılıklı olarak birbirlerini tetiklemesinin beklendiğini söyleyen Güliz Türker, “DASK, belirlenen limitler dahilinde sadece konut binasına deprem teminatı vermektedir. Bina bedelinin artan kısmı ile eşya ve diğer kıymetler için deprem teminatı ayrıca tüm bina ve eşya için yangın ve ek teminatlarını kapsamamaktadır. Burada görev sigorta şirketleri ve aracılarına düşmektedir. Her bir DASK poliçesi için aynı zamanda bir konut poliçesi üretimi sağlamalı, böylece sigortalıların konutlarına yönelik teminat açıkları olması engellenmelidir. İdeal senaryoda, her sigorta şirketi, kendi konut poliçesi içerisinde DASK teminatını verebilse ve ilgili riziko bilgileri ve primlerini DASK kurumuna devretse, operasyonel kolaylık sağlanarak adetsel artış desteklenecektir” diye konuştu.
    2009-09-26 00:58:38
    SigortaciGazetesi.com (663)


    Haber Kategorileri
    Acente Haberleri | Basın Bildirileri | Bilgi Merkezi | Ekonomi | Güncel | Kasko Haberleri | Sigorta Şirketlerinden | Trafik Sigortası Haberleri | Videolar |




    Webde Kasko, Kasko Web