Anasayfa İletişim Arama

http://www.kasko.web.tr/

Türkiye'nin Sigorta Marketi - Web'de Kasko, Kasko Web. Kasko, Trafik Sigortası En Uygun Teklifler Burada...

Araba

Üye/Acente Girişi

Email:
Sifre:

  • Ücretsiz Kayıt Ol
  • Şifremi Unuttum

  • Yetkili Acente Başvurusu

  • Menü


    Site İçinde Arama


    Linkler






      Follow kaskosigorta on Twitter
    Kasko ve Trafik Sigortasında Tüm Türkiyedeki Sigorta Acentelerinden En Uygun, En Ucuz ve En Kapsamlı Poliçeyi Almak İçin Yüzlerce Yetkili Acentesi İle Hizmetinizde.
    Sigorta Haberleri :: Güncel

    2009 DAHA ZOR GEÇECEK

    Dünya, içinde bulunduğumuz 2008 yılında tarihin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşarken, sigorta endüstrisi de bu ekonomik sıkıntıyı fazlasıyla hissediyor. Türkiye’de ise dünyada yaşanan sorunun sigorta fiyatlarını etkileyeceği ve önümüzdeki senenin daha zor geçeceği düşünülüyor.



    Tüm dünya iki aydır ekonomik krizle yatıp ekonomik krizle kalkıyor. Türkiye’de ise krizin etkisi henüz tam anlamıyla hissedilmedi. Ülkemizde krizin gölgesi daha çok döviz kurlarında ve borsanın üzerinde dolaşıyor. Reel sektör krize karşı önlem alınması gerektiğini ve yakında ekonomik bunalım içine düşmek istemediklerini söylerken, hükümet krizin Türkiye’yi teğet geçeceğini düşünüyor. Biz ise sigorta sektörüne odaklandık ve olası finansal daralmanın sigortacılığı reel olarak nasıl etkileyeceğini, yani poliçe fiyatlarının yükselip yükselmeyeceğini, tüketicinin sigortaya olan yaklaşımının değişip değişmeyeceğini araştırdık. Global ekonomide yaşanan krizin Türk Sigorta Sektörü üzerinde yaratabileceği etkiler hakkında konuştuğumuz sektör temsilcileri, reasürans maliyetlerinde yaşanabilecek artışların sigorta fiyatlarının da artmasına neden olabileceği konusunda hemfikir. Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı Afşin Oğuz, tüketici ve konut kredileri pazarında yaşanacak sıkıntının sektörün prim üretimine de yansıyacağını söylerken, AIG Sigorta Genel Müdürü Philip Schwarz özellikle oto branşında primlerin artabileceğini belirtti. Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, şu an aşırı rekabet halinde olan bazı şirketlerin kriz ortamıyla birlikte bundan vazgeçeceğini vurguladı ve “Bu durum ilk etapta fiyat artışı olarak görülebilir ancak böyle olmadığı takdirde şirketlerin ayakta kalması zorlaşır” dedi. Türkiye’deki sigorta şirketlerinin de krizden etkilenmeye başladığının altını çizen Aksigorta Genel Müdürü Ragıp Yergin, bu durumun bu seneki büyümeyi yavaşlattığı gibi gelecek seneki büyümeyi de olumsuz etkileyeceğini belirtti. AEGON Emeklilik ve Hayat Genel Müdürü Uğur Tozşekerli ise BES’in kriz dönemi için iyi bir korunma alanı olduğu aktardı ve krizin ikinci bir emekliliğin önemini gösterdiğini söyledi.
    =============================================

    ANADOLU SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ MUSTAFA SU:
    Güçlü şirketler krizden daha az etkilenecek

    Dünyayı etkisi altına alan finansal krizin birçok sektörü olumsuz etkilediğini söyleyen Su, güçlü mali yapıya sahip ve yatırımlarını doğru yönlendiren sigorta şirketlerinin krizden daha az etkileneceğini belirtti.

    Dünyadaki mevcut krizin birçok sektörü doğrudan veya dolaylı olarak etkilediğini ve bu durumun en azından bir süre daha devam edeceğini söyleyen Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, “Krizin asıl kaynağı finansal olduğundan olumsuz etkiler, güçlü mali yapıya sahip ve yatırımlarını doğru yönlendirmiş şirketlerde daha az hissedilecektir. Sağlam finansal yapıya sahip ve asıl uzmanlık alanları risk analizi olan reasürans şirketlerinin bu sebeple, krizden mali sektördeki diğer şirketlere kıyasla daha az etkileneceğini düşünüyoruz” dedi.
    Krizin sadece finansal alanlar ile kısıtlı kalsa da, şirketlerin, özellikle finansal ve kredi sigortaları ürünlerindeki üretimleri olumsuz yönde etkileyebileceğini de belirten Su şunları söyledi: “Ancak ülkemizde, bu tür risklerin sigortalanmasına yönelik ürünler azdır. Bu alandaki reasürans talebi de sınırlıdır. Dolayısıyla sektörün tamamı için düşünüldüğünde ülkemiz açısından olumsuz etkinin daha düşük kalacağı tahmin edilebilir.”

    “DÖVİZ ARTIŞLARINA KARŞI DİKKATLİ OLUNMALI”
    “Dünyanın en önemli sigorta ve reasürans gruplarından AIG’nin mali çıkmaza girmesi şüphesiz ki dikkat çeken bir olumsuzluk. Ancak sigorta ve reasürans sektöründe faaliyet gösteren diğer şirketlerde henüz AIG’ninki gibi bir durumla karşılaşılmadı. Bu durum, olumsuzluğun, bu şirketin kendi risk kabul ve yatırım politikalarından kaynaklandığı ihtimalini akıllara getiriyor” diyen Su, reasürans maliyetlerini doğrudan etkileyebilecek bir başka unsurun da döviz kurlarındaki yükseliş olduğunu kaydetti. Su, “Döviz cinsinden yapılan reasürans borçlanmalarında, sigorta şirketleri, YTL cinsinden yapılan borçlanmalarda ise reasürör şirketler bu durumdan olumsuz yönde etkileniyor. Bu açıdan değerlendirildiğinde, reasürans korumaları döviz cinsinden borçlanma gerektiren bölüşmesiz anlaşmalara dayalı şirketlerin, döviz kurlarındaki artış eğilimi karşısında daha dikkatli davranmaları gerekir” dedi.

    “AŞIRI REKABET DEVAM EDEMEZ”
    Sektörde, pazardan fazla pay almak için kimi sigorta şirketlerinin aşırı fiyat rekabeti içine girdiğine dikkat çeken Genel Müdür Su, bu rekabet politikasının sürdürülebilir olmadığının altını çizdi. Su, “Kriz ortamı, zaten normal şartlarda da uzun süre yaşatılamayacak olan bu politikanın daha hızlı bir şekilde terk edilmesini sağlayacaktır. Bu durum ilk bakışta fiyatların artması biçiminde yorumlanabilir. Ancak unutulmaması gereken, böyle yapılmadığı takdirde şirketlerin büyümekte hatta varlıklarını sürdürmekte zorlanacak olmaları” şeklinde konuştu.

    “ÖNLEM ALINMALI”
    Anadolu Sigorta olarak son dönemlerdeki en önemli önceliklerinin, sağlam temellere oturan ve kârlılığı ihmal etmeyen güçlü bir büyüme ortamını yakalamak olduğunu kaydeden Su, “Geçtiğimiz dönemlerde elde ettiğimiz kârlılık rakamlarımız bu alandaki stratejimizin başarılı bir şekilde işlediğini göstermekte. Krizin, bu konunun ne kadar önemli olduğunu hepimize bir kez daha gösterdiğini düşünüyoruz” dedi.
    Krizin sigortaya olan yaklaşımda değişiklik yaratıp yaratmayacağının bundan sonraki seyir ile bağlantılı olduğunu vurgulayan Su sözlerini şöyle sürdürdü: “Kriz şu an için daha çok yabancı piyasaları etkilemiş bir finans krizi gibi görülüyor. Eğer Türk ekonomisine de sıçrar, reel ekonomiyi etkiler, genel anlamda bir durgunluğa hatta daralmaya sebep olur ve 2001 yılında yaşadığımıza benzer bir hal alırsa, o zaman elbette diğer harcamalar gibi sigorta harcamalarında da bir azalma beklenebilir. Ancak beklentimiz, krizin bu noktaya gelmesinin engellenmesi ve gerek ulusal gerekse uluslararası piyasalarda alınacak önlemler ile atlatılması şeklindedir. Zaten halihazırda ülkelerin krize gösterdikleri tepkiler de bu görüşü destekler niteliktedir.”
    =============================================

    ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK GENEL MÜDÜR YARDIMCISI AFŞİN OĞUZ:
    Prim gelirlerinde azalma yaşanabilir

    Küresel krizin Türk Sigorta Sektörünü doğrudan etkilemeyeceğini söyleyen Oğuz, tüketici ve konut kredi pazarında yaşanacak daralmanınsa sektörün prim üretimine olumsuz etkileri olabileceğine dikkat çekti.

    Global ekonomide yaşanan son gelişmeler ışığında, küresel krizin reasürans ve sigorta maliyetleri üzerinde yaratacağı muhtemel etkileri değerlendiren Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı Afşin Oğuz, “Küresel finansal krizden etkilenen sigorta şirketlerine reasürans kapasitesi sağlayan reasürans şirketlerinin, teknik karlılığı yüksek olan ve uzun vadeli büyümeyi hedefleyen sigorta şirketleri ile işbirliğine girmeleri beklenebilir” şeklinde konuştu. Underwriting prensiplerine uygun olarak çalışan ve risk yönetim ilkelerine bağlı olan şirketlerin ekonomide yaşanan gelişmelerden yoğun olarak etkilenmeyeceklerini söyleyen Oğuz, “Reasürörler kapasite sağladıkları şirketlerin stratejik kararlarını analiz ederek fiyat vereceklerdir” dedi.

    “FİYAT ARAŞTIRMALARI ÖNEM KAZANACAK”
    Ürün çalışmalarında reasürans şirketlerinden alınan aktüeryal verilerde maliyet unsurları ve karlılık analizlerinin giderek daha önem kazanacağına dikkat çeken Oğuz, “Sigorta şirketleri reasürörlerin empoze edecekleri modellemelere, reasürans programlarıyla ilgili fiyat araştırmalarına daha yoğun olarak yöneleceklerdir. Fiyatların sigortalıya yansıtılmasında portföy analizleri ve istatistiki veriler esas alınmalıdır” şeklinde konuştu.

    “PRİM GELİRLERİNDE AZALMA YAŞANABİLİR”
    Türkiye’de hayat sigortalarında reasüransa konu olan teminatların risk unsuru içerdiğinin altını çizen Oğuz, yurtdışındaki gibi finansal reasürans uygulamalarının mevcut olmadığını, bu nedenle de sektörün dünyadaki finansal ürünlerin yaşadığı büyük problemden risk anlamında etkilenmeyeceğini kaydetti. Oğuz sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda hayat sigortaları portföyünün büyük çoğunluğunu bankalarca verilen krediler nedeniyle düzenlenen hayat sigortası poliçelerinin oluşturduğu göz önüne alınırsa, tüketici ve konut kredi pazarında yaşanacak muhtemel daralma sektör prim gelirlerinde azalışa neden olacaktır”
    Oğuz, küresel krizin sigorta sektörünü doğrudan etkilemeyeceğini belirtirken, çalışılan reasürans şirketlerinin iflas eden şirketlerle yatırım ilişkileri olması durumunda, reasürans şirketlerinin fiyat politikalarında yapacakları değişikliklerin sigorta şirketleri ile olan ilişkileri de etkilemesinin muhtemel olduğunu sözlerine ekledi.
    =============================================

    AKSİGORTA GENEL MÜDÜRÜ RAGIP YERGİN:
    Krizden dolaylı olarak etkileneceğiz

    Türkiye’deki sigorta şirketlerinin yaptığı yatırımlardan değil, piyasadaki daralmadan dolayı krizden etkilenmeye başladığını belirten Yergin, gelecek yılın büyümesinin de olumsuz olarak etkileneceğini söyledi.

    Türkiye’de sigortacılığın son 5 yılda reel anlamda GSMH’nin iki katı büyüdüğünün altını çizen Yergin, “Bu sene başında, yüzde 18-20 düzeylerinde gerçekleşeceğini öngördüğümüz Türkiye sigorta sektöründeki büyüme oranı tahminimizi, global krizden sonra yüzde 10 olarak güncelledik” dedi. Türkiye’nin hâlâ Avrupa’da uzun vadede üretkenlik oranı en yüksek ülke olarak görüldüğünü kaydeden Yergin, “Bu nedenle Avrupalı sigorta şirketleri başka ülkelere gitmektense Türkiye’ye gelme konusunda hevesliler. Türkiye’de şu anda 52 sigorta şirketi bulunuyor ve bunların 30’u yabancı ortaklı. Söz konusu 30 şirketin 18’i ise son 3 yılda yabancı hale geldi. Yabancı şirketlerin Türkiye’ye ilgisinin önümüzdeki yıllarda da süreceğini tahmin ediyoruz. Bu şirketler ya yerel bir sigorta şirketi satın alacaklar ya da kendileri sıfırdan şirket kuracaklar. Biz de Aksigorta olarak, daha çok Avrupa kökenli geleneksel şirketlerle çalışıyoruz. Bunun bir avantaj olacağını ve krizin bizi daha az etkileyeceğini düşünüyoruz” diye konuştu.
    Küresel krizin sigorta sektörünü üç farklı açıdan etkileyeceğini öne süren Yergin, “Bir sigorta şirketi portföyüne bugünkü risklere maruz kalan kağıtları alması durumunda krizden etkilenebilir. Sigortalanan bazı kağıtların değerlerinde sıkıntı yaşanırsa bu da sigorta şirketine yansır. Türkiye’de bu ikisi yok. Menkul kıymetleri sigortalama işi de yok. Ancak Türkiye’deki sigorta şirketleri piyasadaki daralmadan dolayı krizden etkilenmeye başladı. Bu etkilenme, bu yıl sektörün büyümesini yavaşlattığı gibi gelecek yılın büyümesine de olumsuz olarak yansıyacaktır” şeklinde konuştu.

    “MÜŞTERİYE DOĞRU MESAJ VERİLMELİ”
    Kriz dönemlerinde aktifin fiyatını belirlemenin çok zor olduğunu ifade eden Ragıp Yergin, “Birtakım sıkıntılar mutlaka yaşanacak. Bu da tüketicinin kafasında soru işaretleri yaratabilir. Biz Aksigorta olarak güven ve hizmet kalitesinin sektörümüz açısından yaşamsal önem taşıdığına, bu konularda verilen doğru mesajların tüketicilerin yaklaşımını olumlu yönde destekleyeceğine inanıyoruz” dedi. Yergin sözlerini şöyle bitirdi: “Kurulduğumuz günden bu yana sürdürdüğümüz, acente ve müşteri memnuniyetini temel alan hizmet anlayışımızın aldığı ödüller de izlediğimiz yolun doğruluğunu onaylıyor. Aksigorta olarak, orta vadeli, kalıcı politikaları destekleyen bir şirket ve acente yapısının temelli başarı sağlayacağını ve krizlerden etkilenmeyeceğimizi düşünüyoruz. Son 3 yılda sürdürülebilir kârlılık oranıyla sektörün üzerinde büyüdük. Bu büyüme, müşterilerimizle aramızda var olan güveni daha da sağlamlaştırıyor. Sermaye yapısı, organizasyon ve Sabancı Grubu’nun gücünü de arkamıza alarak daha büyük bir pazar payını hedefliyoruz.
    =============================================

    AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT GENEL MÜDÜRÜ UĞUR TOZŞEKERLİ:
    BES krizden korunmak için iyi bir yatırım

    Güvenli bir tasarruf sistemi olan BES’in, sağladığı vergi avantajları ve diğer özellikleri ile kriz dönemi için iyi bir korunma alanı olduğunu söyleyen Tozşekerli, “Dünyada yaşanan kriz, ikinci bir emeklilik sisteminin ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır” dedi.

    AEGON Emeklilik ve Hayat Genel Müdürü Uğur Tozşekerli, Amerika’da başlayan ve dünya piyasalarını derinden etkileyen krizin global yatırımcılar üzerinde neden olduğu etkilerin uzun süre devam edeceğini söyledi.
    2001 yılında Türkiye’nin yaşadığı krizin büyük ölçekte bir benzeri olarak değerlendirilen global finansal krizin çözümü için başta G7 ülkeleri olmak üzere tüm ülke yönetimlerinin ortak bir mücadele programında uzlaştığını belirten Tozşekerli, “Global krizin bireysel emeklilik ve hayat sigortaları alanındaki etkilerine bakıldığında, olumsuz haberlerin etkisi ve krizin reel etkileri nedeniyle sektörün hedef kitlesini oluşturan kesimin gelirlerinin ve doğal olarak harcamalarının azalacağını söylemek mümkündür” dedi.

    “İŞSİZLİK SİGORTASI PRİMLERİ ARTABİLİR”
    Mevcut müşterilerin ve potansiyel hedef kitlenin gelirlerindeki azalmanın bir süre için prim ödeyebilme güçlerini de olumsuz etkileyeceğini dile getiren Uğur Tozşekerli sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekonomik krizin Türkiye’ye etkileri değerlendirildiğinde hayat sigortaları veya Bireysel Emeklilik Sistemi alanında çok önemli bir negatif etki beklenmemektedir. Özellikle fiyatlama açısından önemli bir değişiklik yaşanacağını düşünmüyorum. Ancak İşsizlik Sigortası gibi tazminatların ekonomik gidişata bağlı olduğu sigortalarda prim artışı görülebilir. Hatta bu tür sigortaların satışının ekonomik belirsizlik nedeniyle bazı şirketler tarafından durdurulduğunu görebiliriz.”

    “BES KATILIMCILARI BONO VE TAHVİLİ SEÇİYOR”
    Sektörde uygulanan fiyatların sigortalanan riskler dışındaki bazı etkenler nedeniyle değişebileceğini ifade eden Tozşekerli, “Krizin uzun sürmesi durumunda prim hacminde oluşabilecek önemli bir düşüş, şirketleri kar marjlarını artırmaya yöneltebilir. Burada prim artışlarının yaşanacağından bahsedebiliriz” şeklinde konuştu. “Toplam fon büyüklüğü 5.804,1 milyon YTL’ye katılımcı sayısı 1.696.806 kişiye ulaşan bir sektörün global finansal krizden nasıl etkileneceği elbette ki merak konusudur. Emeklilik yatırım fonlarının yılbaşından bu yana ortalama getirilerine bakıldığında likit fonun yüzde 11,7, tahvil bono fonlarının yüzde 8,3 ortalama getiri sağladıkları görülmektedir. Hisse senedi ağırlıklı emeklilik yatırım fonlarının yılbaşından bu yana ortalama getirisi, yönünü yurtdışı piyasalara göre belirleyen borsanın etkisiyle yüzde 36,3 oranında değer kaybı olarak görülmektedir” diyen Tozşekerli, Türkiye’deki bireysel emeklilik katılımcılarının ağırlıklı olarak bono ve tahvil içeren fonlara yatırım yaptığını, fonlardaki hisse oranının da yüzde 10’lar seviyesinde olduğunu sözlerine ekledi.

    “ÖNLEM ALINMALI”
    Tozşekerli, ülkemizde daha önce yaşanan finansal krizlerin, çalışan ve üreten kesim üzerinde önemli tecrübelerin oluşmasına neden olduğunu söylerken, bu tür krizlerle mücadelenin en etkili yolunun koruyucu önlemler almaktan geçtiğini vurguladı. Tozşekerli konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu nedenle BES yatırımcısının krize rağmen tahvil ve bono ağırlıklı emeklilik yatırım fonlarına yatırım yapmaya devam edeceğini ve cayma ve ayrılma oranlarının bugünkünden daha yüksek seviyeye ulaşmayacağını tahmin ediyoruz.”
    Bireysel emeklilik yatırım fonlarının sağladığı güvencelerin güvenli bir tasarruf sistemi olarak BES’in, sağladığı vergi avantajları ve diğer özellikleri ile kriz dönemi için iyi bir korunma alanı olduğunu söyleyen Tozşekerli, “9 Ağustosta yürürlüğe giren vesting uygulamaları da kriz döneminin çalışanlar üzerindeki etkilerini azaltma ve motivasyonu artırma amacıyla insan kaynakları yöneticilerinin tercih edeceği uygulamalardan biri olacaktır. Dünyada yaşanan son kriz, ikinci bir emeklilik sisteminin ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır. Bir tasarruf disiplini oluşturarak katılımcılarını kendi geleceklerine yatırım yapmaya teşvik eden bireysel emeklilik siteminin öneminin daha da anlaşılacağı ve sistemin kriz döneminde de büyümeye devam edeceğini söyleyebiliriz” dedi.
    =============================================

    AIG SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ PHILIP SCHWARZ:
    Oto branşında prim artışı yaşanabilir

    Krizin etkilerini değerlendiren Schwarz, sektördeki finansal gücün kritik olduğu bu dönemde oto branşında bazı prim artışları yaşanabileceğini söyledi.

    AIG Sigorta Genel Müdürü Philip Schwarz, Türk Sigorta Sektörüne etki eden pek çok faktör olduğunu ve bu faktörlerin birbiri ile çelişkili olduğunu söylerken, bu nedenlerden dolayı sigorta fiyatlarının ne seviyede gerçekleşeceğini tahmin etmenin güçleştiğini kaydetti.

    TRAFİK SİGORTALARININ NEGATİF ETKİSİ
    2007 yılının Türk Sigorta Sektörü için kolay bir yıl olmadığını söyleyen Schwarz, büyümenin önceki yıllara göre daha az gerçekleşeceğini ve underwriting neticelerinin trafik sigortaları yüzünden hızla negatif bir şekilde etkileneceğini belirtti. Schwarz, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Primdeki büyümenin düşmesi şirketlerin masrafları üzerinde bir baskı oluşturacak. Böyle bir durumda, sigorta şirketi için iki çözüm yolu bulunmaktadır; Masrafları kısmak veya masrafları kabul edilebilir bir düzeye çekebilmek için agresif bir şekilde büyüme kararı almak. İkinci seçenek piyasada yüksek düzeyde bir rekabet oluşmasına ve 2008 yenilemeleri için primin düşmesine neden olabilir. Trafik sigortalarında ise durum oldukça değişiktir. Burada piyasada uygulanan oranların oldukça kötü sonuçlar ürettiği bir durumla karşı karşıyayız. Portföyün büyüklüğü yüzünden, bu sigortalar Türk Sigorta Sektörü için büyük bir probleme neden olmaktadır. Hem mali hesap özetinde, hem de sektördeki finansal gücün son derece kritik olduğu böyle bir zamanda, gereğinden fazla bir düşüşe neden olmaktadır. Sigortacılar için bu durum derhal dikkate alınması gereken bir durum olmalıdır. Özellikle bu durum için oto branşında primlerde bazı artışlar bekleyebiliriz.”

    “FİYATLAR YÜKSELEBİLİR”
    Bir sigorta şirketi için bir riski kabul etmenin ve elinde tutabilmenin şirketin sermaye ve sermaye fazlasına bağlı olduğunu kaydeden Schwarz, “Sektörde mevcut fazla sermaye varsa, sektörün risk tutma kabiliyeti artacak ve sermaye aşırı arzı olması halinde, sigorta primleri düşme eğilimi gösterecektir. Son 3 yılda dünya piyasalarında yaşanan durum buydu” dedi. Teknik açıdan bakıldığında, son 3 yılın dünya sigorta piyasaları için nispeten iyi geçtiğini söyleyen Schwarz konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Katastrofik hasarlar, Gustav ve Ike kasırgaları yüzünden Amerika’da daha fazla gerçekleşti ama bu zararlar riski taşıyan reasürörlerin sermayelerinde önemli etki yapacak düzeyde değildi. Asıl büyük etkiyi yaratan, şüphesiz tüm dünyayı kasıp kavuran finansal kriz oldu. Finansal piyasalar çökerken, şirketlerin bilançolarında ciddi bir etki yarattı ve bu endüstrideki risk taşıyan sermayeyi ve Türk piyasaları tarafından kullanılan reasürör piyasalarını da azalttı. Bu da reasürörlerin, sedan firmalarına daha yüksek oranla fiyat vermelerine ve sigortadaki fiyatların yükselmesine sebep olabilir.”
    Schwarz, sigorta modelini etkileyen pek çok ekonomik faktör bulunduğunu söylerken, genel piyasa teknik sonuçları ışığında incelendiğinde, otomobil riskleri haricinde, sigorta primlerinde müşteriler için çok hafif bir düşüş öngördüğünü de sözlerine ekledi.

    2008-11-27 14:53:13
    SigortaciGazetesi.com (487)


    Haber Kategorileri
    Acente Haberleri | Basın Bildirileri | Bilgi Merkezi | Ekonomi | Güncel | Kasko Haberleri | Sigorta Şirketlerinden | Trafik Sigortası Haberleri | Videolar |




    Webde Kasko, Kasko Web